Giriş Kayıt
En çok beğenilen yorumlar
avatar
(48) -
Uzun ve aykırı bir eleştiri olacak, hazırsanız başlıyorum: İlk olarak şunu söylemek isterim ki bütün o meşhur film eleştirmenlerinin yazdığı gibi süslü püslü ve bolca övgü içeren satırlar bulamayacaksınız bu yazımda. Aksine sitem, öfke, hiciv ve kırgınlık yer alacak çünkü nicedir izlemek için sabırsızlandığım bir yapımdı bu ve ben güçlü bir feminist Frankenstein öyküsü seyretmeyi beklerken yığınla pedofili sahnesine maruz kaldım! Evet; Bella bu hikayede fiziken çocuk değil ama zihinsel olarak öyle ve ben bu gerçeği tıpkı filmdeki Max karakterinin de bildiği gibi bildiğim için (her ne kadar Duncan Wedderburn karakteri bilmese de) bahsettiğim bu sahneler beni çok rahatsız etti. Başta en sevdiğim film olan La La Land'in güzeller güzeli Mia'sı Emma Stone'un ve yine bayılarak takip ettiğim yönetmen Yorgos Lanthimos'un yeni projesini göreceğim için çok heyecanlıydım; hatta Poor Things'e kavuşmayı aylardır bekliyordum diyebilirim. Ancak bugün filmin sonunda bana kalan tek şey ne yazık ki hayal kırıklığı ve kafa karışıklığı oldu Sümüklü Emma Stone'un filmin yapımcıları arasında olduğu halde senaryodaki pedofili imgelerinden rahatsız olmayışına çok şaşırdım. Üzüldüm de...
Sürprizbozan: Göster
özetle bin bir çeşit istismara çıkarır. İlham olarak sunulması gereken kişisel gelişim daha başka yollarla da pek tabii aktarılabilecekken neden yine kadını istismar ederek anlatılır? Ben buna karşıyım efendim! Ne feminizm ne hümanizm, hiçbir kuram 'kendini gerçekleştirme' eylemini bunlardan ibaret görmez. Aslında söylenecek çok şey var ama ben ne oyunculuk ne yönetmenlik; ne senaryo ne teknik; hiçbirini tartışmak istemiyorum. Sadece eleştirmenlerin bu hususlara neden odaklanmadıklarını anlamıyorum. Durduğum yerde sinirleniyorum. Ne istiyorlar acaba; tüm bunlara sanat ya da 'cesur oyunculuk' deyip geçelim mi yani? Epstein adası gibi mevzular gündemdeyken böylesi filmleri sadece film olarak mı görelim? Şimdi ilk işim Alasdair Gray'in Zavallılar romanını okuyup filmle kıyaslamak olacak. Böylece Bella'nın hikâyesini bir de kaynak alınan materyalden okuyup aradaki farkları görmek istiyorum. Umarım roman da böyle çıkmaz. Sonuçta 'düzgün toplum insanı yok eder' diyen bir film bu ama en azından kitabın sağlam alt metinleri olduğunu okumuştum. Bakalım. Son olarak filmde emeği(!) geçenlere alın Oscar'lar sizin olsun, ne yapıyorsanız yapın demek istiyorum! Sadece seyretmekse işimiz; o halde iyi seyirler...

Bu arada IMDB'deki kullanıcı yorumlarını okuyunca bu film özelinde benim gibi düşünen pek çok seyirci olduğunu fark ettim dostlar; doğrusu bu da beni epey rahatlattı. Demek ki yalnız değilmişim ve toplumsal farkındalık -şükür ki- daha ölmemiş. İzleyicilerden biri birkaç sahnede salondakilerin "gülmek ile rahatsız hissetmek arasında kaldıklarını" yazmış. Buna rağmen neredeyse bütün sinema yazarları ve profesyonel film eleştirmenleri (!) Poor Things'i gayet güçlü bir altyapısı olan ve yoğun sosyo/politik meseleler içeren bir film olarak görüyor ve son yılların en iyi filmlerinden sayıyorlar. Şayet yaşasaydı Alasdair Gray de böyle kabul eder miydi, emin değilim.
1


avatar
(49) -
Bir kaç yılda bir maalesef böyle içeriksiz filmler yapılıp çok iyi oyuncuları da koyup sanatsal film yapıyormuş gibi saçmalıyorlar.
1


avatar
(790) -
"Umut parçalanabilir, realizm değil. Kendini gerçeklerle koru."

Bazı filmleri herkesin yorumlamaması lazım. Örneğin bu film için "içeriksiz" tabirini kullanan biri için ben de "bakarkör" tabirini kullanabilirim. Filmi beğenmeyebilirsiniz, nedenini de gerekçeleriyle açıklarsınız, öper başımıza koyarız, örneğin KaanTurkeser kardeşimiz gibi. Kendisine tek bir itirazım var, onu da cevaben yazacağım zaten. Eleştirisini ilginç bulduğumu da kabul etmem lazım. Fakat yazdığınız iki satırda da saçmalayarak insanlara yanlış fikir vermeye hakkınız olduğunu düşünmüyorum, çünkü bu tür filmleri yorumlarken özellikle daha dikkatli olunması gerekiyor, ister olumlu, ister olumsuz olsun...

Benim filmle ilgili ciddi bir eleştirim yok. Baştan sona tartışmalarla, metaforlarla, sorgulanan kavramlarla dolu, adeta paralel bir evrende geçen bir görsel şölenden neyi çıkarıp, neyi ekleyeceksiniz ki... Sadece denisilin'in aksine ben siyah-beyaz işini pek gerekli bulmadım. Nedenini anlayamadığımdan değil elbette, ama bence ilk bölümde bile bu film böyle bir yorumu "istemiyor" bence. Olmasa da olurdu en azından. Bir de neden garip bir ekran oranı seçilmiş, onu da anlamadım. 1.85/1'in nesi vardı? Herneyse...

Filmin yetişkinler için olduğu açık, fakat keşke 18 yaş altındakilerin izleyebilmesi için bir formül olsaydı. Hayata dair pek çok şeyi erkenden çarpıcı şekilde öğrenirlerdi. Yalnız da izleyebilirsiniz ama mümkün olduğu kadar kalabalık olup üzerine tartışarak izlemeniz daha tercih edilesi olurdu...
8


Yorumlar (88)
default avatar
(24) -
Film başladığında, hakkında hiç bir şey okumamış biri olarak 15 dakika sonunda kapatıyordum iyi ki kapatmamışım. İzledikçe içine çeken, dünya düzeninin sorgulamasında bayağı bir kapak yapan film buldum Ama en önemlisi Başta Emma Stone olmak üzere oyunculuklar müthişti. Fazla cinsellik var eleştirilerine ise zaten dünyanın dönmesinin merkezinde bunun olduğunu unutmayalım diyerek kapatıyorum.
9


default avatar
(125) -
Filmi izlerken önyargılarınızı, değer yargılarınızı bir kenara bırakın. Cinselliğe takılacaksanız daha da böyle şeyler izlememelisiniz.

Kadın soyunmuş siz niye bu kadar alındınız? Bu filmde anlatılmak istenen şeyi es geçiyorsunuz.
7


avatar
(298) -
Bir b...k anlamayacaksın ki sanat filmi olacak.
Cem Davran'ın rahmetli Kemal Sunal ile çevirdiği Varyemez isimli yapımda söylediği replikti. O yapımda Cem Davran yeni yetme bir film yönetmeni rolündeydi.
Bu filmi seyredince birden o filmi ve o repliği anımsadım.
Sürprizbozan: Göster

Uzun uzun yazacaktım ancak sonradan kısa kesmeyi uygun buldum.
Bu yapım tam da Cem Davran'ın repliğindeki Sanat Filmi tarifine uyduğu için ben bir b...k anlayamadım.
Bana hitap etmediğini söylemekle yetineceğim
3

Cevaplar (3)
avatar
(30) -
Düz mantık düşündüğünüz için anlayamamanız normal burda beyin nakli metafor kafaların düşüncelerin değişmesi anlamında,mesera godwin adından god yani tanrıyı temsil ettiği belli,bella olması gereken insan figürü,hatta sonda godwine neden beyin nakli yapılıp kurtarılmıyor çünkü bella tanrının insanların koyduğu kurallar ve ikiyüzlülükten dolayı mutlu olamıyor bu yüzden tanrı ölünce beyinler değiştirilince(diktatör) bella mutlu olabiliyor.
9


3
| Bildir
avatar
(298) -
öncelikle cevabınız için teşekkür ediyorum. Dediğim gibi film bana hitap etmedi, tüm dikkatim dağıldı, birçok sahnede x2 hızında ilerledim, baştan filmden koptuğum için birşey anlamadım, bu koşullar altında anlasaydım sürpriz olurdu. Filmi tekrar izleyeceğim (İnşallah)
3


1
| Bildir
default avatar
(85) -
bence sen film izleme dostum. acunun survivorunu izlersen sana uyar. çok iyi anlarsın. kendine iyi bak.
7


0
| Bildir


avatar
(116) -
Konu güzel fakat rahatsız edici derecede cinsellik var. Bu film sinemada falan izlenmezmiş. Sanat adına gereksiz bolca saçmalıklar doldurmuşlar.
7


default avatar
(8) -
Filmi ilk açtım enteresan geldi, özellikle çekim teknikleri,renkler etkileyiciydi. Bu yaşıma kadar yüzlerce saçma film izlemisimdir 3-5 tanesini ortasında kapatmisimdir. Işte bu filmde o istisnalardan biri oldu. Instagram'da dolaşan saçma japon modern sanat videoları size hitap ediyorsa ha işte bu filmde size hitap edebilir. Artık filmlerde alışmış olduğumuz çıplakliginda dibine vurmuşlar. Yani film bana hitap etmiyor, sevenlere saygım sonsuz
1


default avatar
(123) -
Bazı filmleri herkesin izlememesi gerekiyor. Özellikle bir sanat eserinde çıplaklık, cinsellik gibi unsurları görmeye dayanamayan, ahlakı apış arasına indiren insanların bu tip filmleri izlememesi gerekiyor. En azından puan verip, filmden zevk alabilecek insanları yanlış yönlendirmemesi gerekiyor. Bu filme 1 puan verenlerin yorumlarını okumadan geçmek gerekiyor. Sadece Emma Stone'nun performansı için bile izlenebilecek bir film.
9


default avatar
(23) -
Sanat yönetimi mukemmel, sacma sapan kamera seçimi ve açıları seyirciyi gereksiz yorup "acaba bu sahnede farklı bir şey mi anlamalıyım" hissine sokuyor. Dolu metafor var, anlamayanların kötü eleştirilerinin sebebi bu olabilir diye düsünüyorum. Bir de her ürünü (film olsun, müzik olsun, resim olsun) zırta pırta toplumsal değerler, ahlak safsatasıyla özdeşleştirilmesine irrite oluyorum. Bireysel olarak bak, izle, keyfini çıkar. Toplum ne der, toplum ahlakına uygun mu vb, sana ne..!
8


avatar
(548) -
"Düzgün toplum insanı yok eder"

Filmin teması toplum normlarının, ahlak değerlerinin yok edilmesi. Bu filmi tam olarak toplum tarafından oluşturulmuş ahlak kurallarının gölgesi altında yorumlamak, tam da filmin anlatmak istediği şeyle örtüşüyor.

Seks toplum için tabu. Halbuki herkes sürekli seks düşünüyor. Filmde buna da göndermeler var. Herkesin sürekli aklında olan bir şeyi bu kadar az yapıyor olması mesela...

18 yaş altı cinsellik yine toplum tarafından oluşturulmuş değerlere göre sapıklık, ahlaksızlık ve suç teşkil ediyor. Halbuki bu insanlık tarihinin sadece son 50-60 senelik normlarına göre öyle oldu. Daha önceki 10 bin sene öyle değildi.

Filme bütün bu şalterleri kapatmadan bakanlar, hikayenin eleştirdiği toplumun parçası olanlar. Olaya sadece seks olarak bakmamak gerek. Çünkü anlatılmak isteneni en kısa ve çarpıcı yoldan anlatmanın yolu bu. Romanı okuyanlar bu dediğimi çok daha iyi anlayacaklardır.

Film görüntü olarak çok iyi. Renkler, çekimler. Oyunculuk üst seviye. Hakkıyla almış Oscar ödülünü. Bir başyapıt olmamakla birlikte, özgün filmler arasında yer alacağı kesin bir film olmuş. Beğendim.
7


default avatar
(14) -
Filmin vermek istediği mesajı çoğu kişi anlamamış. Bir erkek bir kadının bedenine sahip olabilir ama aklına asla sahip olamaz.
Sürprizbozan: Göster
Yok pedofili imiş yok çıplaklık varmış diye eleştirenlere gelince; adam kendi kültürüne uygun bir şekilde mesajını vermiş işte.
8


default avatar
(70) -
lathimos'tan beklemediğim kadar kötü bir film. 20. yüzyıl başı alman ekspresyonizm ustalarının filmlerini öykünerek yarattığı ambiyansın orijinal olduğunu sanıp gözü boyananlar hariç beğenen olacağını da sanmıyorum. öncelikle bella'nın yaşadıkları insanı özgürlüğü götüren bir öğrenme süreci değil.
Sürprizbozan: Göster
6


default avatar
(27) -
Açıkçası ilk 40 dakika, ne saçma bir filme düştüm derken git gide 'ütopik bir 18. Yüzyılın kasvetli ve masalsı ortamına' kendini çekmeyi başardı. Bu arada güzel bir kadın olduktan sonra, geri zekalı bile olsanız erkekler aşık oluyor. Onu da tekrar görmüş olduk.
8


avatar
(489) -
Uzun zamandır böyle ilginç, orijinal ve "kaliteli" film denk gelmiyordu. Öncelikle filmdeki ahlaki metodolojiyi incelemeden önce teknik olarak biraz yorumlamak istiyorum. Film yönetmenlik, sahne-sanat tasarımı, prodüksiyon, oyunculuk, senaryo gibi konularda tek kelimeyle "orijinal". London'dan ayrıldıktan sonra zaten hikayenin kendi yaratmış olduğu bi paralel dünyada geçtiğini kolayca fark ediyorsunuz. Bu süreçten sonra sahne tasarımları sanat eserine dönüşmeye başlıyor. Kostümler muhteşem olmasa da iyi, yeterliydi. Oyunculuklar ise başta Emma Stone olmak üzere çok başarılıydı. Stone metni alıp okuduğunda muhtemelen gözlerinde Oscar ödülü sembolü çıkmıştır. En iyi kadın oyuncu ödülü bu performans ile Stone'dan başkasına verilemezdi herhalde. Kadın tam anlamıyla her şeyini role vermiş, kendini teslim etmiş. Bundan sonrası eleştiri bölümüne geçiyorum, spoiler içeriyor ve önyargılı olanların, kafasında fazlasıyla ahlaki soru işaretleri belirenlerin üşenmeden, sinirlenmeden sonuna kadar okumasını tavsiye ediyorum;

Sürprizbozan: Göster


Velhasıl uzun zamandır izlediğim en ilginç ve orijinal filmlerden biriydi. Filmden nefret eden ve çok beğenenlerin fazla olduğu bu durumda bende nacizane kendimce bir yorumlamak istedim. Spoiler kısmını sonuna kadar okuduysanız ve faydalı bulduysanız beğenirseniz sevinirim. Kaç kişinin okumuş olduğunu anlamış olurum. İlginç ve deneysel filmlere merakı olan iyi bir film izleyicisiyseniz kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim. Sıradan izleyiciler için çok bir şey ifade etmeyecektir ve çoğu sahneden rahatsız olacaklardır. İyi seyirler dilerim.
8


avatar
(142) -
Söz konusu aykırı, rahatsız edici ve alışılagelmişin dışında bir film olunca yer yerinden oynuyor ama yine genele hitap eden resim, heykel, roman ve tiyatro gibi sanatın diğer kollarındaki "aykırı" eserlerde insanlık bir anda "abi sanat bu sen anlamıyorsun, ayrıca sanat göreceli bir kavramdır" görüşünde hemfikir olup karşıt görüştekiler sindiriliyor. Pablo Picasso nun Kübist tablolarını 100 kişiye göster, 80 i hiçbir anlam çıkartamaz, geri kalan 20 kişi de ortak bir yorumda hemfikir kalamaz. Zaten sanat da bunun için değil midir? Sinema da sanatın bir dalı değil mi? Sinemadaki aykırılık ve yapılmayanı yapma girişimlerinin altında neden hep bir art niyet aranıp komplo teorileri üretiliyor? Pedofiliymiş...valla o sizin hüsnü kuruntunuz diye kibarca yaklaşıp bir "hadi oradan" da demeden geçemiyorum. Biz de ana babayız, filmi eşimle izledim, tek bir saniyesinde bile böylesine iğrenç bir kavram aklımızdan geçmedi. Yani siz filmde pedofili var tespitinde bulunup bunu örneklerle de destekleyince biz pedofili yok diyenleri de sapıklıkla mı suçlamak istiyorsunuz açık açık söyleyin hele...
Sürprizbozan: Göster
Özetle bunlar iki yüzlülük.
Neyse filme gelirsek; zaman zaman akıcılığını kaybedip ikinci yarıdan itibaren çok fazla tekrara düşse de tiyatral tarzda çekilmiş ve kendine özgü bir anlatımı olan son yılların en orijinal yapımlarından biri Poor Things. Senaryo daha iyi olabilir miydi, evet bence olabilirdi. Bu kadar ihtişamlı bir prodüksiyon için konu daha zengin ve çetrefilli olabilir miydi evet olabilirdi, genelev sahnelerinin bu kadar uzatılmasına gerek var mıydı, bence gerek yoktu. Her şeye rağmen iyice dibe çöken sinema sektöründe bu tip tartışma çıkartan, sorgulatan, insanları düşünmeye zorlayan yapımları artık göremiyoruz olmamız bile Poor Things i ayrı bir yere koymamız gerektiğinin bir göstergesidir. Rahatsız edici ve absürt sahnelerin filmin akışına ve kurgusuna çok iyi yedirilmesi, doyurucu oyunculukları ve görselliği ile yine de çok başarılı bir film olduğunu düşünüyorum. Son olarak tabii ki Emma Stone...Lisbon'daki "Fado" sahnesindeki ruh hali ve yaşadığı aydınlanma tüm sinema kariyerinin bir özeti gibi. Tıpkı Barbie de olduğu gibi 1 puan verenlere inat benim de puanım 10.
10


avatar
(1) -
Yaratıcı kötü, erkekler kötü, toplum ve koyulan kurallar kötü diyen; Nihilizm ve diğer tüm insan ruhunu karartan şeyin propagandası ile dolu, kapkara bir film.

Üstelik iddia edilenin aksine görüntüleri de harikulade falan değil. Bunun bazı yorumcuların tahkir etmek için kullandıkları "at gözlüğü" ile bakmakla da bir alakası yok. İnsan vücudunu, tabiatı deforme edince, bıktırıcı bir şekilde balık gözü vs. ile çekim yapınca, yanmış gibi renkler kullanınca en iyi sanatsal işe imza atmış olunmuyor. Yönetmenin yine "arızalı" diğer filmlerini de seyretmiş biri olarak, bu filmin ucuz slogan işi olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Aslında bu ve benzeri yapımların ortak özelliği Yaratıcıya olan nefret, düşmanlık.
Kadına özgürlük/feminizm vs. ile insanoğlunu zincirlerinden kurtardıklarını iddia ediyorlarsa da, gelen gideni aratır sözünde olduğu gibi her "Yeni" özgürlük nidâsı bizi derin, karanlık, acılarla dolu yeni mahkumiyetlere çağırıyor!
1


avatar
(13) -
The God'dan yorumlarda hiç bahsedilmemiş sanırım. Kendisini yaratana tanrı diyen kadın bedenindeki çocuk ve o çocuk büyüdüğünde kadının kollarında ölen tanrı kavramı üzerinden oldukça uzun konuştum arkadaşlarla. Biz kadınlar annelerimizin zihin yansımalarıyla büyürüz ama çocuğumuzun zihniyle bedenimizin büyümesi başka bir uzun tartışma konusu. Kum saatini pedofilik bulmak kadar absürt pedofili konusuna girmeyeceğim bile. Çok saçma. Her vajina gördüğünde porno diyen arkadaşlara da sadece gülüyorum. Emma Stone'u ve patlak gözlerini hiç sevmem ve burada da o kadar da başarılı bulmadım. Daffoe ve Rufalo harikaydı. Lanthimos iyi iş çıkartmış.
9


default avatar
(72) -
Lanthimos’un izlediğim ilk filmi. İlk 10 dakikasında “bu ne garip film?” derken sonrasının nasıl aktığını ben de anlamadım. Emma Stone şahaneydi, Ruffalo Oscar adaylığını hak etmiş, eksantrik doktor Dafoe role inanılmaz uymuş. Herkese hitap edecek bir film değil ama izleyeni de pişman etmez.
8


default avatar
(13) -
Uzun, uzun yorum yapıp filmi hiç anlamadan düşük puan verenlere aldırmayın. Hem felsefi bir derinliği olan, hem de eğlenceli bir film.
9


default avatar
(85) -
Yani şu filmden pedofili manası çıkarmak da, ne bileyim, bana çok saçma geldi. Yani bu filmden pedofili manasını çıkaran adamın kendisinin pedofili olması ihtimali bir hayli yüksek bence... Kendi fantezilerini filmde gördüler herhalde...
7


avatar
(430) -
Süresi hikayesine göre biraz uzun olmakla beraber, genel olarak idare ederdi. Ancak biraz daha eğlenceli olmasını ve birkaç sahnede de olsa gülmeyi beklerdim, pek öyle olmadı. Onun yerine kadın-erkek ilişkileri ve kadın-toplum ilişkilerine dair bol bol eleştirel mesaja maruz kaldım.

Mekanlar, kostümler hoştu. Balık gözü lensi fazla kullanılmıştı ve bir noktadan sonra tadı kaçtı. Emma stone'un performansı genel olarak iyiydi ama bu filmdeki oyunculuğunun fazla abartıldığını düşünüyorum. Bütün film zaten o'nun üstüne kurulu, o da filmi alıp makul şekilde taşımış, çok özel bir oyunculuk yapmamış.

Bir de yani bu kadar seks sahnesine gerek var mıydı, başka aktris olsa neyse ama bu zamana kadar daha çok şirinliğiyle aklımızda yer etmiş emma'yı çeşit çeşit hallerde görmemiz çok gerekli miydi bilemiyorum? Tabii bunlar hep sanat falan sanırım... Sonuç olarak; bu tip filmlere meraklı olanlar gayet sevecektir ama standart izleyiciye göre bir film değil.
6


default avatar
(119) -
Mükemmel bir filmdi, adeta bir görsel şölendi. Oyunculukların her biri muazzamdı. Filme olan eleştirilerin çoğu gereksiz, görmezden gelmenizi tavsiye ediyorum. Keza bir çoğu o kadar saçmalamış ki, güldüm. Tek tavsiyem olacak o da, aileyle izlenilecek bir film değil. İyi seyirler dilerim.
8


‹ Önceki 1 2 3 Sonraki ›
Türkçe Altyazı © 2007 - 2024 | hd film