Giriş Kayıt
En çok beğenilen yorumlar
avatar
(804) -
"Ama bana öyle geliyor ki dünyada güzel olan her şey daha insana ulaşamadan insanın kendi ördüğü ağlara takılıp kalıyor."

Köy öğretmenliği yapmış biri olarak film beni kıskıvrak yakaladı. Geçmişimin karlı günlerine götürdü beni. Filmi izledikten sonra bazı arkadaşlarım filmin konusunu sordular bana. Onlara net bir cevap vermekte zorlandım ilk başta, sonra biraz düşününce konu "insan" dedim. Acısıyla, yalnızlığıyla, hainliğiyle, iyi niyetiyle, bencilliğiyle, karmaşıklığıyla, kurnazlığıyla, kuru otlar misali değersizliğiyle; insan... Aynen Kış Uykusu'nun tiyatrocu Aydın'ı gibi veya Ahlat Ağacı'nın yeni mezun olmuş Sinan'ı gibi insan ruhunu masaya yatırmış Bilge yönetmen. Burada da Öğretmen Samet var. Bu arada Nuri Bilge çok ilginç ve güzel şeyler de denemiş bu filminde.
Sürprizbozan: Göster
8


default avatar
(159) -
Birkaç yeni şey denese de kendi klişelerini tekrar eden tipik bir Nuri Bilge Ceylan filmi Kuru Otlar Üstüne. Erzurum’un ücra bir köyünde bir köy okulu etrafında gelişen olayları bu okulun görsel sanatlar öğretmeni Samet bağlamında ele alan, tabir yerindeyse birbirine neden sonuç ilişkisiyle bağlı iki senaryolu film; ilk yarıda NBC sinemasında alışık olmadığımız derecede gerilimli bir “iftira” hikâyesi -eğitimci olduğum ve öğretmenliğimin ilk altı yılını benzer bir köyde tamamladığım için ben fazladan gerilmiş olabilirim- anlatırken ikinci yarıda kendi sularına dönüyor ve üç kişi arasında gelişen ilişkiler üzerinden alışık olduğumuz bol diyaloglu ve psikolojik alt yapısı güçlü bir hikâyeye evriliyor. Elbette ki her Nuri Bilge Ceylan filmi gibi Kuru Otlar Üstüne de salt hikâyeden ibaret değil. Her şeyden önce Ceylan; eğitim dünyasını, özellikle taşra okullarındaki öğretmen tiplerini o kadar iyi gözlemlemiş ve o kadar iyi aktarmış ki filmine, taşrada öğretmenlik yapmış biri olarak kendimi öğretmenliğimin ilk yıllarını yaşarmış gibi hissettim ve müthiş bir iç sıkıntısı çöktü üstüme ilk yarıda. Taşrada öğretmenlik yapmayan öğretmenlerin bile bilemeyeceği detayları yakalayabilecek nasıl bir gözlem süreci yaşadığını bilmiyorum ama öğretmen tiplemeleri ve öğretmen dünyasına dair detayları yakalamadaki başarısı filmin belki de en dikkat çekici yönü. Öte yandan hiçbiri tesadüfen seçilmemiş olduğu her halinden belli olan son derece iyi kurgulanmış karakterler aracılığı ile yine bir “yurdum insanı” panaroması çizmeye çalışmış Ceylan ama belki de ilk kez sırf bunu yapacağım diye anlatısının bütünselliğinden feragat etmiş, olaylar ağındaki kopukluklar çok net hissedilir olmuş. Karakol sahnesi ile veteriner hekimle ilgili sekanslar her ne kadar bir taşra öğretmeninin profilini gerçekçi bir şekilde yansıtmak adına anlatıyı desteklese de anlatının bütünlüğüne zarar vermiş kanımca. Ancak elbette çok profesyonelce ve olgun bir sinema diline yakışır o kadar ince detaylar var ki filmde, eksikliklerine kolaylıkla göz yumulabilir. Soba alevi ile ısınan ve abajurlarla ışıklandırılmış sıcak ortamlar baştan sona karlı bir iklimde geçen filme inanılmaz bir sıcaklık katmış mesela. Ya da benim hatırladığım kadarıyla ilk kez politik bir tavır almış karakterleri aracılığı ile. Aynı fikirde olmayan kahramanlarını bir şekilde takip etmesi güç bir hızda tartıştırarak seyirci zihnini gıdıklayan, kendi içindeki çelişkilerle mücadele halindeki aydın ile hem avamı hem -bu kez- bir dava insanını karşı karşıya getiren klişeler, görsel zenginlik ve fotografik sinematografi artık bir NBC filminde bizi şaşırtmıyor zaten, değinmeye bile gerek yok. Ancak NBC her ne kadar yönetmenin adını bilmeden izleyenlere bile “Bu bir NBC filmidir.” dedirtecek kadar kendine has bir tarz oluşturmuş olsa da Kuru Otlar Üstüne bu kez diğer filmleri bağlamında düşünüldüğünde filmografisinin iyileri arasına giremeyecek, finalde cevaplanmamış sorular bırakan NBC kalitesinin altında bir film olmuş.


default avatar
(9) -
Kısaca klasik NBC filmi olmuş. Film, 3 saat 17 dakika olsa da hikaye sunumu akıcı verildiği için durum hikayesi sevenleri hiçbir şekilde sıkmıyor. Hikaye o kadar doğal verilmiş ki sanki her karesi bir yerden tanık gibi geliyor. Bazen güldürüyor, bazen üzüyor.

Sürprizbozan: Göster


Sürprizbozan: Göster
9


Yorumlar (29)
avatar
(1018) -
Bol konuşmalı filmleri genelde sevmem. Fakat bu film bir başkaydı. Tam 3 saat 17 dakika sıkılmadım ve bu güçlü ustaca yazılmış diyaloglar hiç bitmesin istedim. Merve Dizdar 'Nuray' rolüyle Cannes Film Festivali En İyi Kadın Oyuncu ödülünü aldı. Tebrik ederim. Geneline baktığımda rolü filmi çok kapsamıyor gözükse de iyi oyuncu olduğunu bir kez daha gördük. Burada asıl söylemem gereken Samet rolündeki Deniz Celiloğlu. Ana karakterimiz muhteşem performansıyla filmi almış götürmüş. 'Sevim' rolündeki küçük kızımız Ece Bağcı ise Chicago Film Festivalinde En İyi Yardımcı Oyuncu 'Gümüş Hugo' ödülünü aldı. Bu da önemli bir detay bence. Filmde hiç müzik yok bu da iyi bir atmosfer veriyor aslında. Kar ve rüzgar seslerini dinlemekte güzel. 'Umut etmekten yoruldum' 12 dakika süren akşam yemeği sahnesi şimdiye kadar izlediğim en güzel karşılıklı konuşma sahnesiydi. Ve son final bölümü ise tam bir başyapıt. Sevim'in bakışları ise tüm filmin özeti niteliğinde. Nuri Bilge Ceylan çok güzel bir eser hazırlamış bizlere. Bizlere de izlemek düşer. İyi seyirler... 8/10...
8


avatar
(435) -
Bir Nuri Bilge Ceylan filmi olarak olmuş mu? Bunu ifade edebilecek yetkinliğim çocukluğum ve gençliğimin, filmin çekildiği bölgede geçmiş olmasından geliyor. Evet o bölgedeki neredeyse her ağacı, her taşı, her dağı bilirim ve tanırım. Ama Nuri Bilge Ceylan'ın bu filmdeki izlenimini tam olarak o bölgenin neresinde edindi onu anlayamadım. Kesinlikle Bir Zamanlar Anadolu'da filminin kalitesine yaklaşamaz. Diyaloglar çok edebi, uzun uzun tiradlar, tez kıvamında ifadeler, siyasi bir tartışma programında geçebilecek atışmalar iki alelade kişi arasında geçiyor. Bölge halkının filme hiçbir şey katmadığı bir NBC filmi. En azından okuldaki hizmetli Erzurum şivesiyle konuşan bir yöre sanatçısı filan olabilirdi. Hele bir öğrenci öğretmen ilişkisi işlenmiş ki düşman filmi başına. NBC neden öyle tehlikeli sulara girme ihtiyacı hisseti anlamadım. Sahne geçişleri, görüntüler, ses ve kamera açıları muhteşemdi ama artık bunlar yetmiyor. En iyi kadın ödülünü hak edecek kadar kaliteli bir oyunculuk göremedim açıkçası. Uzatmadan. Son NBC filmi, izleyici yine sıkmadan izlettiriyor ama onun dışında en kötü NBC filmidir. İlk başta sorduğum sorunun cevabı; Olmamış?
4

Cevaplar (1)
avatar
(288) -
Nuri Bilge Ceylan yapımlarını millet öve öve bitiremiyor. Tamam iyi bir yönetmen olabilir ancak filmleri çoğunlukla durağan, çok yavaş ilerliyor, atmosfer genelde kasvetli, diyolaklar uzun ve çoğu yerde felsefi. Bir noktaya kadar dayanmak mümkün olsa da süre uzadıkça çekilmez olmaya başlıyor.. Bir zamanlar anadoluda filmini yarısına kadar anca seyredebilmiştim, bu yapımda 1 saatin ardından içimi sıkıntılar basmaya başladı, bunalımdan hıçkıra hıçkıra ağlama isteği duydum. Baktım olmuyor ileri ala ala bitirdim.
Yok valla Nuri Bilge Ceylan filmleri bana hiç hitap etmedi, etmiyor, etmeyecek


0
| Bildir


avatar
(361) -
İlk yarısı çok güzelken 2. yarı aşırı sıkmaya başladı. NBC neden böyle yapıyor anlamıyorum. Hep aynı şeyler. Gittik gene ücra bir köyde uzun diyaloglara bağladık. Kötü film asla değil lakin beklentiyi ilk yarısı yükseltiyor. İlk yarı yani okulda geçen kısım 8, 2. yarı ise 6. O yüzden ortada 7 puan verdim.
7


default avatar
(26) -
Film gayet güzel, ülkemizde yüzlerce benzer örneği ile karşılaşabileceğimiz bir hikâyesi var, ben Nuri Bilge Ceylan'ın bu tarzını seviyorum zaten, sıradan hikâyeler ama hayatta olması gerektiği gibi izliyoruz.

Çoğu kişi gibi ben de Samet ile Nuray'ın yemek masasında ezberden okurmuş gibi cümlelerle tartışmasına takıldım cümleler çok uzundu ve sanki hızlı söyleyin, denmiş gibi bir havası vardı. Orada Merve Dizdar'ın oyunculuğu çok iyiydi ama...


Bir de şu hiç anlam veremediğim, anlayamadığım şu sahne:

Sürprizbozan: Göster


Bildiğin filmden çıktık mk, ne alaka. Bilgim ve aklım yetmedi bu sahneyi anlamaya....
8


avatar
(25) -
Ben nedense NBC nin filmlerinde insanın canını sıkan, ama bir o kadar gerçek olan ve hiç kimsenin cesaret edemediği, kadının ölçeksel kötülüğünün işlenişini görüyorum. Hemde çoğu çevrelerin kadın çiçektir böcektir vs. babında tam tersine davrandığı bir dünyada. Onu farklı yapan; insan denilen varlığın ayrıntılarını bilmesi ve onları anlatma becerisi olduğunu düşünüyorum. Ve tabi konu insan olunca bu konunun en zor pasajı olan Kadın'ın ayrıntılarını NBC nin atlaması düşünülemez. Bu kadın küçük bir kız çocuğu da olabilir yaşlı bir teyze de....
8


avatar
(25) -
Bütün öğretmenlerin izlemesi lazım. Aşırı uzun süresine rağmen izleyiciyi sıkmayan çok başarılı gerçekçi bir senaryosu var... Öğretmen ve öğrencileri çok iyi canlandırmışlar.
7


avatar
(8253) -
Öğretmen Samet'in kızla konuşması aşırı itici ve insanı geren bir havadaydı. Zaten onların her diyaloğunda tuhaf bir his var, hiç beğenmediğim! Doğal manzaraları kışıyla, yazıyla ayrı bir güzel! Türk insanının her hareketini yansıtan bir yapım. Muhabbetler, konular, dokunduğu hassas noktalar ile ben bir Nuri Bilge Ceylan filmiyim diyor! Uzun ama kendini izleten bir filmdi kendi adıma... İyi seyirler dilerim.


avatar
(39) -
Filmi sinemada izledim filme puanım 6.5 . Çoğunluğun eleştirdiği konuya bende bir eleştiri getirmek isterim yemekli sahne zorlama olmuş. Nbc sineması gerçekçilik (realite) üzerine kuruludur . nbc burada o detayı sanki gözden kaçırmış gibi hissettim. Bilemedim, sanki gereksiz olmuş.. kış uykusunu izleyenler bilir Haluk bilginer ile demet akbağın bu şekilde uzun bir sohbeti vardı o sahnede sohbete uygun inanılmaz bir katakter uyumu vardı. Fakat Kuru otlar üstüne filminde aynı sahneyi çekmek istemiş fakat bu olmamış . Yani her filmde iki insan felsefe yapacak diye bir kaide yok hocam Gülücük hem çok gereksiz hemde çok sırıtmış o sahne. Yani bu filme hiç uymamış
6


avatar
(794) -
"Tarih, umut etmenin yorgunluğunu çağrıştırıyor bana..."

Nuri Bilge Ceylan'ın bazı filmlerini severim, bazılarını sevmem. Bazılarını beğenirim, bazılarını beğenmem. İkisi farklı şeylerdir biliyorsunuz. Hem beğenip hem sevdiğiniz birşey sizin için özel olur zaten. Herneyse... Bu filmi pek sevdim ama çok beğenmedim. Genel olarak seyir zevki olan, "natürel", uzun süresine rağmen sıkılmadan izleyeceğiniz, kendi gerçeklerimiz ve bunların sorgulanması ile örülü üst düzey bir Türk filmi olduğunu en baştan teslim etmemiz gerekir.

Sanki NBC'ın kafasında iki film varmış da, ikisini birleştirip kendi üslubumda tek bir film yapayım demiş gibi. Zaten süresi iki film kadar. İki konuyu birleştiren birşey var elbette ama böyle bir "bahane" bulmak çok da zor olmamalı. Ana karakterin birinci konu ile ilgili keşfettiği detaydan sonra ikinci konuda tavrının değişmesinden bahsediyorum. Birinci konu, okulda olanlar, ikinci konu üç öğretmenin muhabbeti. İki konu ile de ilgisi olmayan yan karakterler var, bunlarla olan muhabbetler zevkli ama gereği ve nedeni var mıydı, pek anlayamadım. Bir de cümleler hep de-da ile bitiyor. Öyle konuşuyoruz, kabul ama o kadar da değil...

Sanıyorum ki şair bu filmi yaparken Brechtiyen tatlara koşarak bir "yabancılaştırma" sevdasına kapılmış. Olabilir. Örneğin yemek masasındaki konuşma filme hakim olan natürel havaya rağmen hiç gerçekçi değil. Tabii tamamen seyirciyi "ambale etme" amacını da güdüyor olabilir. Hemen sonrasındaki kanepe sahnesi ise artık öyle değil, doğallığa dönüş var. Filmde zaman zaman kullanılan fotoğraf kareleri ise hem çok estetik, hem filmin genel ruhunu bozmuyor, hem de işlevini yerine getiriyor. O yüzden bence bu kadarıyla yetinmeliydi, ama nedense, muhtemelen seyircinin tepkisini ölçmek için olabilir, Samet'in banyoya gidişi gibi bir sahne ekleme gereği duymuş. Ben bu sahnenin filmin ruhuna aykırı, gereksiz, hatta biraz ileri giderek özenti olduğunu bile düşünüyorum. Tabii kendisi bu eleştiriyi duysa, "Size ne kardeşim, film benim, nereye ne istersem onu koyarım. Hem dikkatinizi de çekmiş işte, ne haber?" dese, verebilecek cevabımız olmaz, bunu da bir kenara yazalım bari...

Oyunculuklar genel olarak çok iyi, ve Merve Dizdar'ın da ödülünü hak ettiğinden kimsenin kuşku duymaması gerekir. Bu anlamda bir kardeşimizin değerlendirmeleri beni şaşırttı. Merve Dizdar'ın perdede göründüğü süre ile ödül arasında bağ kurmuş, ki buna hiç anlam veremedim ama beni asıl üzen, bir NBC filmi gibi uzun soluklu bir sanat eserine zaman ayıracak kadar kültürel kaygısı olan bir insanın, nasıl olup da filmin ana karakterinin kaypaklıklarına tamamen boş verip, kadın karakteri eleştirebilecek kadar "erkek egemen" bir kafa yapısına sahip olabildiği...

Eğer NBC sinemasını henüz bilmiyor ama tanışmak istiyorsanız, bu filmden başlamanız önerilmez. Fakat izleme listenizde mutlaka olmalı...
7


default avatar
(11) -
Kurguda en büyük 2 sıkıntı:
Sürprizbozan: Göster

Bir öğretmen olarak yemekteki o konuşmanın biraz gerçek dışı kaldığını düşünüyorum. Hiç düşünmeden o kadar ağır ve felsefik konuşabilecek insanlarla ben hiç karşılaşmadım.
Sürprizbozan: Göster

Bu kadar kısa süre ekranda gözüken Merve'nin de ödül almasını ilginç buldum. Aynı oyunculuğu sergileyebilecek çok fazla oyuncu bulunabilir. Manzaralara gelecek olursak Kış Uykusu daha güzeldi. Atmosfer ve gerçekçilik olarak da Bir zamanlar Anadolu'da daha iyiydi.
6

Cevaplar (2)
avatar
(794) -
Sürprizbozan: Göster
7


0
| Bildir
avatar
(148) -
NBC yemek masasında o iki karakteri bukadar hızlı konuşturduysa bunu bilerek yapmıştır diye düşünüyorum Çünkü normalde diyologlara çok dikkat eden bir yönetmen


0
| Bildir


default avatar
(7) -
3 saatlik süresine rağmen filmi sıkılmadan ilgiyle izledim. Bu film ile Almanya'nın Oscar adayı Teacher's Lounge arasında bir karşılaştırma yaparken buldum kendimi. Her ikisinde de okul, öğrenciler ve öğretmenler var ve iki filmde de okulda yaşanan bir problem söz konusu. Onlar konuya nasıl bakıyorlar biz nasıl bakıyoruz diye düşündüm. Arada dünyalar kadar fark var. Orada yetişen nesiller nasıl olacak burada bu koşullarda yetişenler nasıl olacak.


default avatar
(317) -
Her zaman olduğu gibi oyunculuklar, hikaye, arka planlar çok çok iyi. Film uzun süresine rağmen izleyiciyi hiç sıkmıyor. Diyaloglar çok derin ve anlamlı. Verilen mesajlar, kullanılan metaforlar gayet başarılı.
8


avatar
(85) -
2006 yılıydı sanırım , TRT'de NBC'nin Uzak filmini yayımlamışlardı. İlk defa bir NBC filmi izliyordum ve büyülenmiştim. Uzak filminde NBC kendini anlatıyordu. Dürüsttü, samimiydi, yalındı, amatör ruhu vardı. Daha sonra Ercan Kesal'in senaryo ve hikaye dokunuşlarıyla Üç Maymun ve Bir Zamanlar Anadolu'da gibi iki başyapıt yarattı. Bu iki film dünya çapında tanınmasına vesile oldu. Uluslararası ödüller aldı. Artık NBC'nin bol parası, sınırsız kaynağı vardı. Ercan Kesal'le de yollarını ayırdı. Filmlerinin senaryolarını eşi ile beraber kendisi yazmaya başladı. Eski filmlerinde diyalogların az, boş bakışmaların çok oluşu ile eleştirilirdi. Bunu söyleyenlerden intikam alırcasına saatler süren uzun diyaloglar yazmaya başladı. Artık filmlerindeki ilkokul mezunu karakterler bile Dostoyevski gibi cümleler kuruyor, filozof gibi ağdalı laflar sarfediyordu. Bu da ortaya absürt ve komik durumlar çıkarıyordu, filmlerinin inandırıcılığına zarar veriyordu. Filmlerini çeviri altyazı ile izleyen yabancılar için bu durum sorun teşkil etmiyordu tabii ama benim gibi onun yerli hayranlarını bu durum üzüyordu.

Bu son filminde diyalogların inandırıcı ve gerçek hayata uygun olması için biraz daha çaba sarfetmiş ama bu sefer de diyaloglara inandırıcılık katabilmek için bol küfüre başvurmuş. Ama zaman zaman yine maalesef hayatın akışına uygun olmayan kitap cümleleri yine karakterlerin ağzından bolca döküldü. NBC çok şey anlatmak istiyor ama bunun yeri sinema mı olmalı emin değilim. Bence kendisi bir kitap yazsa daha uygun olur...

Bu filmde benim adıma en sevindirici durum NBC'nin ilk defa Türkiye'nin siyasi ve sosyal sorunlarına ilişkin bu kadar açık laflar sarfetmesi oldu. Ülke olarak demokrasi ve insan hakları adına bu kadar zor zamanlar yaşadığımız günlerde NBC gibi bir dev sinemacının tarafını belli etmesi çok değerli. Gerçi yine orta yolcu gibi bir tutum takınır gibi olmuş ama buna şükür...

Bence Kış Uykusu ve Ahlat Ağacı'ndan çok daha iyi bir filmdi. Görüntler büyüleyici, karakterler daha oturmuş, senaryo daha gerilim dolu ve sürükleyiciydi. Ve çocuklar çok ama çok sevimliydi. O soğuk ve karlı kış günlerinde onların o botsuz ayaklarına baktıkça biz üşüdük Sümüklü

Malum, geçenlerde NBC ile Zeki Demirkubuz arasında bir tartışma yaşandı. Sonuna kadar Demirkubuzcu olduğumu söylemeliyim. NBC'nin en büyük sıkıntısı, bunca yıldır bunca bol para ve sınırsız kaynakla hala bir KADER çekememiş olmasıdır. Kader filminde mahalle kahvesinde geçen bir bıçaklama sahnesi vardır. Sinema tarihinin en muhteşem sahnelerinden biridir. O sahneyi çekebilmek için gerçekten o kahvelerde yıllarca oturmak ve o varoşlardan gelmek lâzımdır. İşte Demirkubuz o varoşlardan gelen bir insan olduğu için bu toprakların sinemasını daha iyi yapar...
8


default avatar
(4) -
Walla ben cahilim ve sanattan anlamiyom,bir kere daha bunu bana hatirlatan NBC ye kucak dolusu sevgiler.Sanattan anlasam bu filmin ödül ile dönmesine hiç şaşırmamış olurdum.Mesela 3 saatlik filmde toplasan yarim saat gorunen Merveye nasil verildi bu ödül anlardim.(bu arada oyunculugunu çok begenirim,daha iyi oynadigi pek çok dizi ve filmi var ) bence bu filmde döktüren Denizdir,superdi ..bir tek seyi merak ediyorum,merveye giden deniz bi ara sahneden ciktip geri geldi ya,filmde neye hizmet etti o sahne?


avatar
(63) -
Maalesef bu film için çok da olumlu şeyler söyleyemeyeceğim. Filmi izledikten sonra tıpkı Ahlat Ağacı'nda da olduğu gibi beni en çok hayal kırıklığına uğratan şey Nuri Bilge Ceylan'ın son üç filmden beri kendini tekrar ediyor olmasıydı. Kuru otlar üstüne, Kış Uykusu filminin neredeyse bir kopyası gibi olmuş. Hem senaryo, hem de hikayenin işlenişi açısından pek çok benzerlik mevcut. Benzerlikle sadece bununla sınırlı da değil. Bir Zamanlar Anadolu'da filmindeki doktor; Kış Uykusu'nda ki Haluk Bilginer'in canlandırdığı otel sahibi-yazar; Ahlat Ağacı'nda ki genç yeni mezun arkadaş ve son olarak bu filmde ki öğretmen. Sadece meslekleri farklı olan bu karakterlerin aklında geçen tek bir düşünce var. "mutluluğu uzaklarda aramak" Filmlerdeki karakterlerin davranışları hatta konuşmalarının merkezini dahi oluşturan bu düşünceyi, bu son filmde de şahit olmak, kendi açımdan seyir zevkini işkenceye dönüştürdü diyebilirim.
Diyaloglara gelecek olursak, diyaloglar filmin en can alıcı noktaları. Ancak burada da bana mantıksız gelen bir şeyler var. Özellikle yemek masadında şahit olduğumuz o uzun sosyolojik ve bolca felsefe içeren konuşmayı anlayabilmek için filmi her cümleden sonra duraksatma ihtiyacı hissediyorsunuz. Tartışılan konular o kadar ağar ki, bu durum bende İki öğretmenin tartışmasından çok, iki filozofun hayat hakkındaki görüşlerini duyup izlediğimiz sahnelermiş gibi bir izlenim bıraktı. Birbirlerine düşünme payı bile vermeden, o kadar hızlı bir konuşmaya şahitlik ediyoruz ki bu da diyalogların inandırıcı olmasını oldukça engelliyor diye düşünüyorum.
Sürprizbozan: Göster

Dediğim gibi diğer filmleriyle olan benzerlikler o kadar fazla ki, filmin son sahnesinde bile bunu görmek mümkün.
Sürprizbozan: Göster
Bu sahnenin benzerini daha önceden izlememiş olsak bunu anlayabilirdim ama ikinci kez tanıklık ediyor olmak, ben de sadece "Bir zamanlar Anadolu'da" filmindeki o sahneyi anımsatmaktan başka hiçbir etkiye neden olmadı, desem yeridir.
Son olarak ekleyeceğim şey film elbette kötü bir film değil. Ceylan'ın diğer filmlerini izlememiş ve ilk kez bu filmi izlemiş biri olsaydım, rahatlıkla 8 ve üzeri puan verirdim. Ama başından beri anlattığım gibi kendini sürekli tekrar eden senaryoları ve karakterleriyle artık sıkıcı filmler olmaktan öte gidemediğini düşündüğüm için en fazla verebileceğim puan 6 oluyor.
6


default avatar
(19) -
Doğuda görev yapmış bir öğretmen olarak diyebilirim ki.Bu film ancak bu kadar mükemmel bitebilirdi.

Sürprizbozan: Göster
10


default avatar
(7) -
NBC yine insan ve insan doğasını güzel bir şekilde işlemiş; umutlarıyla, hayal kırıklıklarıyla, neşesiyle, kederiyle... Öğretmen ve okul iklimini de aynı başarıda yansıttığını düşündüm. Sendika sahnesi, sahte-gerçek parfüm sahnesi doğuda öğretmen olmaya dair çok net ayrıntılardı. İnsan istiyor ki NBC hep film yapsın ve hep izleyelim... 8/10
8


avatar
(251) -
Nihayet filmi izledim. Diğer filmlerine göre, daha aksiyonlu Gülücük)) Türünü sevmeyenlere bu filmi tavsiye etmem. Ben, ehhh işte beğendim. Notum 5/10
5


avatar
(59) -
''Onlardan ayrılınca o kuruyup gitmiş otlarla kaplı tepeye doğru yürümeye başladım. Adını bile bilmediğim, sararıp gitmiş, incecik otlar, ki adsız sansız, kimsenin umrunda olmayan bu değersiz otlar buradaki hayatıma benzer şekilde, hiçbir değere lâyık görülmediği için belki, ilk kez önemli göründü gözüme.''

Tipik Nuri Bilge sineması, Ahlat Ağacı ve Kış Uykusu esintileri vardı. Filmdeki fotoğraf sergisi olayı çok iyiydi. Rüyamda NBC'yi gördüm, uyandığımda ise filmi izleme isteği doğmuştu bende. Koca MPX salonda bir tek ben vardım ve 3 saat 17 dakikalık süreye rağmen sıkmadan izlettirdi kendini film. Sizleri Erzurum'un soğuk ve karlı atmosferine davet ediyorum, kaliteli bir sinematik yolculuğa davet ediyorum...
8


default avatar
(9) -
Kısaca klasik NBC filmi olmuş. Film, 3 saat 17 dakika olsa da hikaye sunumu akıcı verildiği için durum hikayesi sevenleri hiçbir şekilde sıkmıyor. Hikaye o kadar doğal verilmiş ki sanki her karesi bir yerden tanık gibi geliyor. Bazen güldürüyor, bazen üzüyor.

Sürprizbozan: Göster


Sürprizbozan: Göster
9


‹ Önceki 1 2 Sonraki ›
Türkçe Altyazı © 2007 - 2024