Giriş Kayıt

İlgi Alanı (2023) Yorumlar


The Zone of Interest

Yorumlar (24)
default avatar
(317) -
Öncelikle bir film beklentisiyle gidenler, hele de savaş filmi beklentisi içinde olanlar hayal kırıklığına uğrayabilirler. Daha çok belgesel havasında çekilmiş bir film diyebiliriz. Savaş zamanını işliyor ancak filmde savaş sahnesi yok. Öyle bir şey de vadetmiyor zaten. Yahudi soykırımı ana plan ama bazen silah ve insan sesleri ve yakılan insanların bacadan çıkan dumanı dışında yahudilere ait bir şey de görmüyoruz. Sonuna doğru günümüz müzesinde sergilenen bazı eşyaları görüyoruz kısa bir süre bir de. Sanat filmi de diyebiliriz aslında. Kamera açıları, çekim teknikleri falan göz önüne alındığında. Herkese hitap etmez. Ya çok beğenirsiniz, ya hiç beğenmezseniz. Ben Oscar’ı kazanmasına rağmen o kadar da iyi olduğunu düşünmüyorum. Öyle işte.
7


default avatar
(12) -
Sıkı bir sinema izleyicisi olduğumu düşünüyorum. Sıkı derken teknik konular vs.değil tabii ki. İzlediğim film bana her anlamda (görüntü, ses, senaryo vb.) seyir zevki veriyor mu önemli olan o bence.
Bu film tam da seyir zevki açısından oldukça doyurdu beni. Görüntüler, sesler, dekor, kostüm, tasarım gayet iyiydi. "Bu kadar da olmaz!" dedirten bir çok sahne vardı.
Yakın zamanda okuduğum için biliyorum Rudolf Höss tam bir cani. Yaptıklarını işi ve ideolojisinin getirdiği normal şeyler olarak görmüş. Ama annenin davranışları, düşünceleri çok tuhaf (ki bunda Sandra Hüller'in büyük payı var, iyi yansıtmış). Kaldı ki çocukların psikolojilerinin nasıl etkilendiğini tüm film boyunca görüyoruz. Ama onlara göre de normal hayat buymuş gibi. Film boyunca etkilenen tek kişinin
Sürprizbozan: Göster

Sözün özü beğendim filmi. Yahudi lobisi, bilmem ne lobisi bilmiyorum, seyrettiğim filmde kör göze parmak saçmalamıyorlarsa bence sorun yok. Ben son tüketici sinema izleyicisiyim sonuçta. Bu filmde de böyle bir hisse kapılmadım. Oscar'ı gayet de haketmiş. Tavsiye ederim. İyi seyirler.
8


avatar
(794) -
Nuri Bilge Ceylan savaş filmi çekseydi nasıl olurdu sorusunun cevabı gibiydi adeta. II. Dünya Savaşında akıl almaz vahşet ve insan kıyımı ölüm kampları komutanı ve ailesinin mutlu yuvasına kamera sokarak anlatmaya çalışılmış. Savaş filmlerinden beklediğimiz vahşet, kahraman askerler, acı çeken insanlar yerine konforlarına düşkün, empati duygularından uzak ve birbirlerine karşı bile bencil insanlar var. Bazı izleyiciler için soğuk duş etkisi yapan, bazıları için ise izlenmesi zor ve amaçsız bir film gibi gelecek.
7


default avatar
(10) -
Oscar adayı filmleri izliyorum bu sıralar. Bu da en iyi yabancı film dalında oscar aldı. Ancak bana hiç hitap etmiyor. 35dk zor dayanabildim. Film belgesel gibi çekilmiş, kampın yanındaki evde yaşayan Alman komutanın ailesi. Filmde yahudi katliamı falan da gösterilmiyor arada bazen çığlık sesleri ve havadaki duman hepsi o. Karamsar bir atmosfer sıkıcı diyaloglar soğuk Alman karakterleri ile çekilmiş keyif vermeyen bir film. Sinemaya gitmeye değmez boşuna bilet parası vermeyin.


avatar
(496) -
Genel hatlarıyla mutlu bir ailenin filmini izlerken gerildiğiniz oldu mu hiç?

Hani öyle yalandan mutlu aile gibi görünen, filmin ilerleyen dakikalarında alengirli işler çıkan gerilim filmlerinde bahsetmiyorum. Oldukça sıradan, ufak tefek problemleri olsa da, hayatlarını seven, çoluklu çocuklu bir aile...

Bu film izlerken başından sonuna bunu düşündüm. Kötü insanlar ben kötüyüm diye bağıra bağıra ortalıklarda dolanmıyorlar. En sıradan görünen insanlar bile aslında aslında en büyük şeytanlar olabiliyor.

Film ses tasarımı ve görüntü yönetmenliği ile mükemmel bir iş çıkarmış. Film boyunca sadece duyduklarınızla filmi diken üstünde izliyorsunuz ama evin içindeki kamera yerleşimleri ile karakterlerin evin içinde dolanmalarını bile izlerken fazlasıyla kendinizi o sıradan ailenin evinin içinde hissediyorsunuz. Ve şunu dedirtmeyi başarıyor. Bu sıradan ailenin babası bunları yapan adam olmamalı. Ama oluyor...

Son sahnenin çok karmaşık olmayan metaforu da aslında oldukça hoşuma gitti.
Sürprizbozan: Göster


İki Oscar kazandı, tam da hakettiği iki ödülü aldı. Ses tasarımı ve en international film.

Kesinlikle herkesin hoşlanacağı bir film değil. Ama oldukça orijinal ve vermek istediği her şeyi güçlü bir şekilde vermeyi başarmış...
8


default avatar
(6) -
Ben filmi hiç beğenmedim. Bir birini tekrarlayan sahneler zar zor filmi bitirdim. Ama yine sevenleri olacaktır. Ön tarafta normal akan bir hayat arka tarafta gelen seslerden anladığınız gibi yahudilerin katledilmesi. Artık bu ve buna benzer filmler bana çok itici geliyor. Hele günümüzde yaşananları gördükten sonra . Yahudi lobileri sayesinde de oskar ödülü almış . Yakışır...
1


default avatar
(6) -
Şimdi de o gaz odalarındakiler Filistin'de aynı şeyi yapıyorlar. Hatta daha fazlasını yapıyorlar. Almanlar hiç olmazsa saklıyorlardı, şimdikiler canlı yayında göstere göstere yapıyorlar. Bugünkü Almanya dahil bir çok ülke de destek veriyor bu vahşete. Klasik cici Yahudileri Almanlar çok öldürdü, biraz da Yahudiler Filistinlileri öldürsün filmlerinden biri.


avatar
(51) -
Film tam bir sanat abidesi, öyle sıradan bir aksiyon, gerilim, polisiye ya da kurgu bilim tarzında falan bir film değil tabii ki. Neredeyse ikinci dünya savaşı üzerine çekilmiş bütün filmleri izledim ama, bu filmin farklı bir açıdan savaşa bakması beni çok etkiledi. Özellikle o mükemmel kamera açıları, o dönemi mükemmel bir şekilde yansıtan kostümler, dekorlar beni büyüledi. Bütün filmi gözümü bir saniye bile kırpmadan izledim.
10


default avatar
(3) -
A24'ten yine kendine yaraşır harika bir film.5 dalda Oscar'a aday gösterilmiş ama hiçbirini alamamış. Fakat bunun dışında dünya çapında birçok prestijli ödülün sahibi olmuş.


default avatar
(30) -
hikaye ilk duyulduğunda kulağa hoş gelse de olanların bir dramatik çatışma gözetmeden ya da şöyle söyleyeyim söz konusu temel meselenin gündeliğin akışı içinde öne çıkarılmadan gösterilmeye çalışılması başarılı bir sonuç vermemiş gibi görünüyor. cehennemin az berisinde yaşanan o sıradan gündelik hayatı göstermek arada kulaklara çalınan silah sesleri ve çığlıklara rağmen beni o kadar da sarsmadı. vermeye çalıştığı o "kötülüğün sıradanlığı" bakışı yaklaşımı anlatımda sendelemiş gibi görünüyor. yönetmen bir şeyler denemiş filmin renk paletleri hoşuma gitti ama iş hikaye anlatımına gelince o kadar da değil, diyor insan. bir bakın, beğenirsiniz belki... kim bilir.
6


avatar
(48) -
Yeryüzünde tıpkı The Zone of Interest gibi oldukça hassas ve ciddi bir konuda çekilmiş herhangi bir film için 'overrated', 'beğenmedim' ya da 'olmamış' deyip geçmek pek hoş durmasa da 'sinemasal anlamda' ne düşünüyorsam onu söylemem gerektiğinin farkındayım. Aldığı ödüller bir yana, sevemedim ben bu filmi. Jonathan Glazer keşke Spielberg'den Schindler'in Listesi veya Benigni'den Hayat Güzeldir gibi yapımları referans alsaymış kendine çünkü doğrudan ya da dolaylı yoldan bir soykırım filmi çekeceksen o filmin her şeyden önce iyi bir film olması gerekir zira ziyan edilecek bir tema değildir bu! Evet, özellikle Sandra Hüller'in karakterinin evinin yanı başında kızılca kıyametler koparken kendisinin halinden memnun olduğunu belirttiği bazı cümlelerinden kaynaklı ve tabi gaz odalarından doğan etkili birkaç sekans var ama filmin 'genelinin' bana aynı hissiyatı verebildiğini söyleyemeyeceğim... Pek de uzun olmayan süresine rağmen donuk ve yer yer sıkıcıydı. Oysa ne de güzel bir çıkış fikri vardı filmin Sümüklü
6


avatar
(45) -
Film, başından itibaren şok edici temalarıyla zorlayıcı bir başlangıç yapıyor. Gerilim, film boyunca sürekli bir yükselme göstererek izleyiciyi derinden rahatsız ediyor. Film, bir SS subayının Auschwitz'in hemen dibinde yaşayan ailesinin hayatını çok doğal bir şekilde, muhteşem çekimler ve ses altyapısıyla sunuyor. Yönetmen, adeta gizli kameralar yerleştirerek, yakın çekim ve zoom yapmadan sahneleri doğal halleriyle bize aktarıyor. Bu teknik, filmi izlerken kendimizi bir gözlemci gibi hissettiriyor. Oyuncuların çekim esnasında doğallıklarını korumaları için, yönetmen ve ekibi çekim alanından uzaklaşmış.

Sürprizbozan: Göster


Yönetmen, o dönemin fotoğraflarına sadık kalarak şahane görseller ve ışık geçişlerine ek olarak, başarılı ses altyapısıyla birlikte rahatsız edici bir atmosfer yaratıyor. Ancak film, ailenin normal yaşamını gergin bir şekilde izletirken, izleyiciyi duygudan duyguya sürükleyebilecek potansiyele sahipken, bu potansiyeli tam olarak kullanmıyor. Yönetmenin tercihi, kesinlikle makul bir amaç için yapılmış olsa da, filmin duygusal derinliği ve yargı yönü bana tam olarak geçmedi. Bu yüzden, filmin puanı bana göre 9-10 seviyelerini hak edemiyor.

Film, aynı zamanda, bizi yanlış zamanlarda ve yanlış yönlendirmelerle nasıl yanlış işlerin içerisinde bulabileceğimizi vurgulaması açısından önemli. Alman'ların bir noktada kendileriyle empati yapmamızı istediklerini düşünüyorum. Günümüzde, birçok insan gibi, hayatımıza devam ederken yaşanan insanlık dramlarından uzaklaşmış gibi davranıyoruz. Bunun en yakın iki örneği Ukrayna ve Gazze'de yaşananlar. Film, yargıladığımız insanlardan aslında ne kadar uzak olmadığımızı düşünmemiz gerektiğini vurguluyor ve bu bence muhteşem. (Filmin aynı isimli kitaptan uyarlama olduğu fakat yönetmenin kendi yol ve yöntemini izlediğini de buraya not düşelim.)

Dachau kampını ziyaretim sırasında da benzer düşüncelere dalmıştım. Doğru olduğuna inandığımız veya inandırıldığımız bir amaç uğruna birçoğumuz çok yanlış şeyler yapabiliriz. Filmin, bu tür önemli mesajları aktarması, onu sadece bir tarih dersi olmanın ötesine taşıyor ve günümüz için de geçerli kılan derinlemesine bir içerik sunuyor. Hatta toplumumuzda maalesef aptal bir şekilde Yahudi düşmanlığı veya o bu şu düşmanlığı mevcut. Umarım aklı selim insanlar siyasete yön verir ve tarih geçmişte yapılan bu hataların tekerrür etmesine tanıklık etmez..
8/10.
8

Cevaplar (1)
avatar
(51) -
Mükemmel yorumunuz için tebriklerimi sunuyorum! Gerçekten de dediğiniz gibi muhteşem çekimler!
10


1
| Bildir


avatar
(88) -
Bir mekanın köşesine kamera koyup olanları olduğu gibi çektiğinizde bunun adı sinema değil, "belgesel" oluyor. Tam Almanlara yakışan bir film (!) olmuş. Makineleşmiş, soğuk ve itici Alman insanını inanılmaz güzel yansıtmış. Almanlar teknik bilimlerde başarılı bir toplum. Taktik disiplin gerektiren spor dallarında da başarılılar. Ama sinemadan uzak dursalar iyi olur. Zira sinema yapmak için insanda "duygu" olması lazım.

Sandra Hüller'e Anatomy of a Fall filminde de çok gıcık olmuştum.Dünyada bundan daha itici bir tip olamaz. Kadın adeta hisleri olmayan bir robot.

Bu film bilmem kaç dalda Oscar adayıymış. Şaşırmadım. Ben artık Oscar ödüllerini ciddiye almayalı en az 20 sene oldu. LGBT güzellemesi, zenci seviciliği, yahudi sempatizanlığı , Irak'ta savaşan Amerikan askeri güzellemesi yaparak rahatlıkla siz de Oscar adayı bir film yapabilirsiniz.
1

Cevaplar (8)
default avatar
(6) -
Benim de bir filmi izlemekriterlerinden Oscarı çıkaralı yıllar oldu.Artık suyu çıktı.Güzelim La La Lande vermeyip sırf temasından dolayı Moonlight adlı eşcinsel soslu filme verdikleri skandaldan sonra benim için de o sayfa kapanmıştı.


3
| Bildir
avatar
(48) -
@sinefilim002 La La Land'e verilmeyen ödül Oscar'lar tarihinin en büyük soygunudur hocam, çok güzel yazmışsın. Akademi ödülleri artık maalesef güvenilir değil!
6


1
| Bildir
avatar
(88) -
Mesela geçen yıl uzun yıllar sonra ilk defa bir film dünyadaki tüm sinemaseverlerin kalbine dokundu: The Banshees of Inisherin. Hem güldürdü hem ağlattı, hem düşündürdü hem sarstı. 7'den 70'e herkes haftalarca bu filmi konuştu. Başrol oyuncuları Colin Farrel ve Brandon Gleeson adeta destan yazmıştı. Ama gidip benim 15 dakika izleyip kapattığım saçma sapan bir filme Oscar verdiler. Çünkü başroldeki karakterlerden biri lezbiyendi. En Iyi Erkek Oyuncu Oscarını da Balina filminde gay bir karakteri canlandıran adama verdiler. Kimsenin cinsel tercihi ile işim yok ama sen tutup böyle adaletsizliklere sebep olursan sessiz kalamam.
1


1
| Bildir
avatar
(48) -
@enozka çok haklısınız The Banshees of Inisherin bana göre çok net 2022 senesinin EN İYİ filmidir. Onun yerine ödül alan filmi ise abartmıyorum 3 kez izlemeyi denedim üçünde de yarım saat dayanamadım...
6


1
| Bildir
avatar
(72) -
Oscari zaten artik kimse ciddiye almiyorda, benim en merak ettigim filmin bir Alman filmi oldugunu nereden cikardiginiz? Konusu II. Dunya Savasi ve Almanca konustuklari icin mi?

Film original bir Ingiliz filmidir ve Almanca cekilmistir.
7


0
| Bildir
avatar
(88) -
@mapel Oyuncu kadrosu Alman.
1


0
| Bildir
avatar
(1013) -
@KaanTurkeser Everything Everywhere All at Once aynen dediğiniz gibi 2 kere izledim. İlkinde adaylıklar açıklanmamıştı. 2. de ise 7 Oscarı aldıktan sonra. Ne varmış dedim bu filmde. Belki de ben anlamamışımdır. Yine bir şey değişmedi. Konuşmalarıyla, bağırmaları ve çığırmalarıyla kafamı şişiren başka bir film hatırlamıyorum.
2


1
| Bildir
avatar
(48) -
@Arnold EEAAO sevmeme konusunda yalnız değilmişim hocam, sevindim Gülücük
6


1
| Bildir


default avatar
(33) -
Umduğumu bulamasam da filmi beğendim. Görüntü yönetmenliği ve arka planda gelen sesler çok iyiydi. Filmde sizi devamlı tedirgin eden bir atmosfer var. Ama bir yerden sonra film rutine bağlayıp kendini tekrarlamaya başlıyor. Senaryo çok düz. Bu senaryoya göre filmin süresi çok uzun.
7


avatar
(1013) -
A24'den yine kendine yaraşır biçimde kötü bir film. Tam 3 dk siyah karanlık bir sahneyle başlıyor. Bu sırada ayarlarla oynamayın çünkü orijinali böyle. Anatomy of a Fall'da baş rol oynayan Sandra Hüller bu filmde de yine başrolde. Yönetmen çekimlerde hep uzak çekim, geniş açı yapmış. Hiç yakın plan yok. Fazla konuşması da olmayan nemrut bir yapım. Olayların derinine inmiyor. Hep yüzeysel geçiştirme var. Ben çok sıkıldım ve bunaldım. 5 dalda Oscar adayı. Bunlar sırasıyla En İyi Film, Yönetmen, Uyarlama Senaryo, Ses ve Uluslararası Film (İngiltere). Uluslararası Film Oscarını alacak gibi görünüyor. Diğer adaylıklarda şans tanımıyorum... 2/10...
2


‹ Önceki 1 Sonraki ›
Türkçe Altyazı © 2007 - 2024