Giriş Kayıt
Yorumlar (144)
avatar
(144) -
bir odanın içinde 12 kişi bir mesele konuşacak, başka hiç birşey olmayacak ve hiç sıkılmadan izleyeceksin deseler belki inanmazdım. ama bu film aynen öyle. aksiyon yok, kaçış yok, muhteşem sahneler yok, çok karmaşık bir konu yok ama tek kelimeyle enfes bir film. açın izleyin efenim:)
9


default avatar
(22) -
Gerçekten güzel diyalogları vardı, bir odanın içinde geçmesine rağmen hiç sıkmadı, aktı gitti.
10


avatar
(347) -
Bu zamana kadar niye izlememişim dediğim bir film.
İyi bir sistem eleştirisiydi.

Sunduğu argümanlar açısından oldukça başarılı buldum açıkçası. Döneminin çok ilerisinde bir film diyebilirim.

Bunun dışında oyunculuklar çok mota mot geldi. Örneğin
Sürprizbozan: Göster
dediği sahne ve adamın buna karşın söyledikleri kısımda daha saldırganca bir tavır bekliyoruz. Buna karşın Fonda da lafı gediğe koyarken oldukça sakin bir tavır içerisinde.Ne bileyim hani tam böyle yeri gelmiş o lafı söylerken insanın yüzünde de haklı olmanın da verdiği bir güçle sağlam bir yüz ifadesi olur ya hani onu göremiyoruz, hatta duyamıyoruz o sağlamlığı. Bu kısım rahatsız etti beni sadece.
9


default avatar
(22) -
Dostlar fazla söze gerek yok ölmeden izleyin.
10


avatar
(363) -
Belki de 10 yıldır izlemediğim, izlemek için hamle bile yapmadığım bir film. Şuan bitti film ve sıcağı sıcağına yazmak istedim, duygularım tazeyken.

Öncelikle gerçeklik, ah o gerçeklik ne kadar özlemişim. Maalesef artık oturdukları sandalye bile bilgisayar efekti oldu. İç mekan bir filmde bile bunu hissedebiliyoruz. Bize masayı, vantilatörü, kağıt parçasını bile özeleten sisteme de bir küfür edebilsek.

Sanırım şuan filmin bitişinden 3 dakika sonra hissettiğim şey samimiyet. Film bize samimiyet sunmuyor belki ama ben şuan en yoğun samimiyet hissediyorum. Birbirinden farklı insanlar ve her şeyin tek sonucu gösterdiği bir konu. Bu konuda verilen kararlar, tartışmalar, diyaloglar ve mimikler bana samimiyet ve gerçeklik hissettirdi.

Siyah beyaz bir film. Pek sevmem 80 öncesi filmleri. Çok nadirdir hani. Ama izlemelisiniz. Şu sıralar Karayip Korsanları'nın çöp son filmi, Transformers'ın çöp son filmi için zaman ayarlamaya çalışıyorsanız ona vereceğiniz zamandan daha güzel anılarla ayrılabilirsiniz bu filmden.
8


default avatar
(102) -
GELMİŞ GEÇMİŞ TEK MEKANLI FİLMLERİN EN BÜYÜĞÜ BİR DAHA BÖYLESİ ÇEKİLEMEYECEK SIDNEY LUMET'İN BU BAŞYAPITI AYNI ZAMANDA İBRETLİK BİR DERS NİTELİĞİNDE. FİLM BİZE ÖNYARGI VE DOGMATİZMİN CEHALETİN BİR ÜRÜNÜ OLDUĞUNU GÖSTERİP, HER ZAMAN ŞÜPHECİ OLMAMIZ GEREKTİĞİ MESAJINI VERİYOR.12 ANGRY MAN'İ İZLEYİN, İZLETTİRİN

sidney lumet yönetimindeki bu siyah beyaz film, genç bir adamın babasının katili olup olmadığını araştıran jüri üyeleri arasında geçen bir hikayedir.

filmde önyargı, toplum baskısı, sınıfsal ayrım ve toplum düzeni çok çeşitli yönlerden ele alınmıştır. film teknik olarak görüntüden daha çok diyaloglara önem vermiştir senaryonun önemi göze çarpar yine de adamların kafasındaki düşünceler bazı simgelerle çok iyi bağdaştırılmıştır

izlemeyen sinemaseverler için buradan sonrası spoiler verebilir

filmi 96 dakikasının 90 dakikası tek bir odada geçiyor.
yaklaşık 4-5 saatlik bir sürenin bir buçuk saatte kesintisizmiş gibi anlatılması da sinemanın büyüsüdür.
filmde topluma bir bakış açısı getirilerek eleştiri yapılıyor. filmde neredeyse yaşamdaki her karakterden bir tane var.
önyargılı ve zaten bunalmış jüri üyeleri kararını önceden vermiş, çocuğun suçlu olduğunu düşünüyor ve tüm delilleri aleyhe yorumluyor.
başlangıçta boğucu sıcak bir hava, dışarıda yaprak kıpırdamıyor ve odadaki vantilatör çalışmıyor. herkesin kafası zaten karışık. sonra yağmurla beraber bereket yağıyor ve zihinler açılıyor olaylar birer birer çözülüyor.
yaşlı adamın bile hayatı değiştirecek fikirleri olması, yaşına rağmen özgüven eksikliğinden kurtulmasını sağlıyor. en önemli noktalardan birini o çözdü.
genelde insanları iyi yönde düşünmeye (hüsn-ü zan) yönlendiriyor. bireysel iyilik toplumun iyiliğidir. çok sertlik de matah olmayabilir.
sorunsallar, toplumun yaraları sokak çocuğu ezik adam, süslenen kadın...
vicdanlı adamın mimar olması matematiğin ve analitik düşüncenin ve çözümleri kolaylaştırması yönü ön planda.
önemli görünen bazı sahnelerden kısaca bahsetmek gerekirse, filmin ilk dakikalarında mahkeme salonunda duruşmayı dinlemekten sıkılmış görünen 3. üye dikkat çeker. o, filmin sonuna kadar çocuğun öldüğü konusunda kararlılığını sürdüren kişi olacaktır. hemen ardından, jürinin odasına geçip ilk oylamayı yapması sırasında çocuğun suçsuz olduğu yönünde oyunu ilk değiştiren üyelerin çoğunluğun suçlu demesi üzerine kararsızlıkla da olsa ellerini kaldırması, mahalle baskısı diye tanımlayabileceğimiz olguyu göstermesi bakımından önemlidir. ileride, gizli oylama yapıldığında durumun 8. jüri leyhine değişmeye başlaması ve başkalarının da bu durumdan cesaret alarak zamanla oylarını değiştirmesi bunun açık bir göstergesidir. bir başka konu, 3. üyenin ilerleyen sahnelerde çocuğun “seni öldüreceğim.” demesini bir kanıt olarak kabul ederken, ilerde kendisinin tam olarak aynı cümleyi sinirlenerek ağzından kaçırması; yine aynı üyenin ifadesine inandığı yaşlı bir tanık için hiçbir konuda emin olamayacağını benzer şekilde söylemesi kendisinin de gercek durumu bilmesine rağmen kişisel isteklerini yenememesi nedeniyle doğruları görmemeye çalıştığını gösterir. çünkü defalarca çürütülmüş delilleri tekrar etmek dışında bir şey yapamaz.
filmle ilgili önemli sayılabilecek bir özellik, sembolik ögelerin filmin içerisinde uyumlu bir şekilde görünmesidir. örneğin, filmin başından itibaren çocuğun suçlu olmayabileceğini savunan ve bunu ispatlayan 8. üye, beyaz takım elbise giyen tek kişidir. bir başka sembol, filmin başlarında havanın aşırı sıcak olduğu anlaşılmasına rağmen, oylamada suçlu ve suçsuz diyenlerin çıktığı andan itibaren sağanak şekilde yağmaya başlayan yağmurdur. en etkileyicisi ise, filmin başında çalışmayan vantilatorün başlayan yağmurla birlikte hava karardığı için ışık açıldıktan sonra tekrar denendiğinde çalışması, ışık ile rahatlama arasında bir bağlantı kurulmasıdır. verilmek istenen mesajın aydınlanmanın rahatlıktan önce geldiği gibi yorumlanabileceği açıktır.
jüri üyelerinin her biri farklı bir insan karakterini temsil eder görünmektedir. soğukkanlılık, öfke, empati, umursamazlık, itidal gibi özellikleri düşünülürse, aşağı yukarı her üyede bir karakterin baskın olduğu anlaşılabilecektir. örneklendirmek gerekirse, 4. üye net bir şekilde soğukkanlı, 8. üye itidalli, 7. üye umursamazdır. bu durum, dostoyevski' nin ve bazı başka yazarların kullandığı, bir kişinin farklı fikirlerini, oluşturulan yan karakterlere dağıtılarak bilgileri bilinç akışı monologlarının sıkıcılığından kurtarıp diyaloglara yaymak şeklindeki taktiği anımsatmaktadır. belki de birkaç kişi arasındaki tartışmalar yeterli olacağı halde senarist, hem mahkemelerin gerçek hayattakini yansıtması, hem de takip etme kolaylığı sağlaması için böyle bir yöntemi tercih etmiştir.
çocuğun suçlu olduğu konusunda direten son üç karakterin incelenmesi de bazı mesajları ortaya çıkarabilir. bu üç kişi zanlı ile oğlu arasında bağlantı kuran 3. üye, daha önce soğukkanlılığından bahsedilen 4. üye ve 10. üyedir. 3. üyenin ısrarının sebebi yukarıda açıklanmıştır. 4. üye ise her halinden idealist olduğu anlaşılan bir karakterdir. ancak, işine o kadar konsantre olmuştur ki, hayatında düşünmeye yer kalmamıştır. dolayısıyla, yenı fikirler ortaya koyamaz ve var olanlara da itiraz edemez. sonuç olarak, statükoya bilinçsizce de olsa destek olur. 10. üye ise, ilerlemiş yaşıyla uyumlu şekilde, filmde muhafazakarlığın simgesidir. amerikan kültüründe büyük önemi olan wasp ideolojisine bağlı olduğu görülen bu kişi, film boyunca en uç aşırı genellemeleri yapan, önyargısını gizleme geregi dahi duymayan bir karaktere sahiptir. belki de bu üç kişi ile filmdeki davanın ötesinde bir mesaj verilerek, toplumun farklılıklara, yeniliklere olan direncinin kaynağı gösterilmeye çalışılmıştır.

toparlamak gerekirse, derin semboller ve toplumsal sorunlara gönderme yapılan diyaloglarla bir filmden beklenmeyecek derecede mesaj verilmiştir. önyargı, yüzeysellik, basmakalıp fikirler, çoğunluk baskısı eleştirilirken, bazı karakterlerin karikatürize edilmesiyle bu özellikler bir nevi komedi unsuruna dönüştürülmüş, bu sayede yanlışlıkları daha açık şekilde gösterilmiş. film başarılı oyunculuklar ve mükemmel kurgunun bir sonucu olarak izleyiciyi içine çekmeyi başarırken, ona adeta kendisinin de bir jüri üyesi olduğu hissi veriyor. 12 kızgın adam lumet' in gelecekteki eserlerinin kalitesini haber veren bir öncü olmuştur.
10


avatar
(280) -
Film ön yargının ne kadar kötü bir şey olduğunu filmi izlemeden önce film hakkında yorum yapanlara da gösteriyor aslında. Yok siyah-beyaz, yok 1957 yapımı, yok tek mekanda geçen film güzel olmaz vs. vs. İzlediniz ve ön yargılarınız kırıldı değil mi?
10


default avatar
(143) -
Müthiş bir film. Ne kadar da ön yargılı olduğumuzu yüzümüze vurup bizi yumruk içinde bırakıyor. Yeşilçam böyle bir film yapsaydı ya diyo insan kendi içinden.Burada görsel efekt mi var? Neyse film harika türkçe dublajından dinleseniz de olur. önemli olan zaten diyaloglar.


avatar
(511) -
bu film diğrlerine göre empatiden çok daha çok düşünmeye teşvik ediyor. Bir anda o hikayeyi size tam anlamıyla saniyesi saniyesine hayal etmemizi sağlıyor, bir konuya ön yargıyla bakmanın yanlış olduğunu gösteriyor. Çıkarılacak birçok ders var izlemelisiniz.
8


avatar
(1418) -
Film insan psikolojisini çok güzel incelemiş ve zayıflıklarımızı tüm çıplaklığıyla ortaya koymuş. Çoğu zaman bencil, düşünmeden hareket eden, başkasının hayatını önemsemeyen, öfkeli ve önyargılı olduğumuzu tokat gibi yüzümüze vurmuş.

Film siyah beyaz. Çok nostaljik.Tek bir odada geçmesine rağmen sağlam senaryosu ve değerli oyuncuların performansları nedeniyle sıkılmadan izledim.
Tüm oyuncular çok iyiydi ama 8 nolu jüri rolündeki Henry Fonda yakışıklılığı ve karizmasıyla bir başkaydı.

Film 3 dalda Oscar’a aday gösterilmiş ama kazanamamış.
Reginald Rose isimli yazarın hikayesinden sinemaya uyarlanmış.
9


default avatar
(3) -
Eski,uzun süreli ve tek mekanda geçmesi filmin izlememeniz için bahaneymiş gibi duruyor ama izledikten sonra kalitesini anlıyorsunuz
9


avatar
(168) -
“Her zaman bir tane çıkar”
“Peki, şimdi ne yapacağız?”
“Sanırım konuşmalıyız”
Reginald Rose’un aynı adlı oyunundan uyarlanan film, bir cinayet davasında 12 jüri üyesinin karar vermek için çekildikleri odada geçer. Tek bir mekan kullanılmasına rağmen film sonuna kadar heyecan ve gerilim ritmini bir an bile kaybetmez. Sinemanın en önemli yönetmenlerinden olan Sidney Lumet’in ilk filmi olma özelliğini de taşır film. Film, hakimin “Uzun ve karmaşık bir dava dinlediniz. Birinci dereceden cinayet taammüden adam öldürmek mahkememizde yargılanan en ciddi suçlamadır. İfadeleri dinlediniz ve bu konuda yasaların ne dediğini öğrendiniz. Şimdi göreviniz oturup gerçekle yalanı birbirinden ayırmaya çalışmak. Bir adam öldürüldü, bir diğer adamın hayatı pamuk ipliğinde eğer aklınızın bir köşesinde mantıklı şüphe varsa, en ufak bir şüphe o zaman sanığın suçsuz olduğuna dair karar vermelisiniz. Ama eğer hiçbir şüphe duymuyorsanız ve bilinçli olarak karar verdiğinize eminseniz sanığı suçlu bulun. Kararınız ne olursa olsun oy birliği ile alınmalıdır. Sanığı suçlu bulmanız halinde yargıçlar sanığın affına asla karar veremezler. Bu davada idam cezası zorunludur. Büyük bir sorumlulukla yüz yüzesiniz. Teşekkürler beyler” sözleriyle 12 jürinin karar vermek için karar odasına girmesiyle başlar. Jüri üyelerinin pek çoğu fazla düşünmeden zaten kararını vermiştir, bir an önce oylama yapıp çabucak gitme derdindedirler. Oylama yapılır ve onbir jüri suçlu derken sadece 8 nolu jüri (H.fonda) suçsuz der. Ve bu durum karşısında jüri üyeleri bu suçsuz diyen tek jüriyi ikna etmeye çalışırlar. Ancak bunun tam tersi olup o jüri suçlu diyenleri tek tek kendi tarafına çekmeye başlar. Bu konuşma süreci esnasında oylamaya katılan jüri üyelerinin de sorunlarını öğrenmeye başlarız. Jüri üyelerinin hiçbirinin adını bilmeyiz sadece filmin sonunda iki jürinin adı dışında. Kimi öğluyla yaşadığı sorun nedeniyle ayrı yaşamaktadır, kimi hemen karar verip maça yetişme derdindedir. Ölüm kararını umursamayanlar, alelade bir şekilde çoğunluğa uyanlar, bir an önce gitmek için “güçsüzü ez” şeklinde davrananlar… Filmde herkes siyah elbise giyerken, sadece 8 nolu jürinin beyaz takım elbise giymesi dikkat çekicidir. Ayrıca filmde öyle bir ortam yaratılıyor ki; sıcak, kasvetli, bunaltıcı, havasız oda ekrandan bile izleyeni rahatsız ediyor. Jüri üyelerinin, kendilerini suçlanan kişinin suçsuz olduğuna dair varsayımlar açıklayan 8 nolu jüriye “ Sizce de inanılmaz bir rastlantıya inanmamızı istemiyor musunuz? Zamanımızı boşa harcıyorsunuz” sözlerine karşı, “Varsayalım yargılanan sendin ne yapardın?” demesi. 8 nolu jüri elde delil olmadan varsayımlarla jürilerin ön yargılarını kırar, tek tek tarafına çeker ancak jürilerden birinin söylediği “Varsayalım sen hepimizin fikrini değiştirdin suçsuz dedik ve çocuk babasını gerçekten bıçaklamış buna ne dersin?” sözü bizim de kafamızı karıştırır. Ders niteliğindeki film, büyük paraların büyük filmler yaratmadığının en önemli örneğidir. Filmde 12 jüri üyesinden hiç birinin zenci olmaması da o dönem Amerika'sındaki durumu yansıtıyor adeta. Başta Henry Fonda ve Lee J. Cobb olmak üzere tüm oyuncular harika oynuyor, Henry Fonda ise bambaşka, o kadar sakin ve rol yapmadan oynuyor ki onu tanımasanız gerçek bir jüri üyesi oynuyor bu rolü dersiniz o derece başarılı. Film, olaylara farklı açılardan bakmanın gerekliliğini göstermesi açısından izlendikten sonra insanın bakış açısını değiştiren filmlerden. Ön yargılı olmanın insana ne kadar tehlikeli ve yanlış kararlar aldırabileceğinin altını çok başarılı bir şekilde çizen bu sinemanın başyapıtlarından olan “12 Angry Men” i mutlaka seyredin, mümkünse arşivinize katın.
9


avatar
(40) -
bir kişinin vicdanı herkesi değiştirdi onları kendine getirdi muhteşem bir film


avatar
(119) -
Filmi bitti yarım kaldı hissi oluşturdu ama düşününce güzel buldum ve tuhaftır ertesi gün ve sonraki gün tekrar izledim her şey o kadar muhteşem ki film sizi avucunuza alıyor ilk İzledigim haftada 4 kez izleyerek kendi capimda ilki yaşadım.. Ve sonrasi ..... bazen filmi acar uyurum kaç defa izledim sayısını bilmedigim basyapitlardan
10


default avatar
(15) -
Filmi izlemeden önce bana deselerdiki film tek bir odadan başka bir mekanda geçmeyecek bu film nasıl bu puanı aldı derdim.Yapım yılına aldanmayın kesinlikle çok hoşuma giden bir film oldu.Özellikle diyaloglar öyle sağlamdıki film nice aksiyon filminde geçmediği kadar akıcı bir şekilde geçti.Ayrıca bu film sayesinde bir kez daha anladıkki ön yargı gerçekten çok kötü birşey..


default avatar
(26) -
Filmi izledikten sonra ön yargı denen illetin ne kadar zararlı olduğunu bir kez daha göreceksiniz. Bu kadar mütevazi bir bütçe ile böylesine anlamlı bir film çıkarmak her babayiğidin harcı değildir. Hepsinin ellerinden öpmek lazım.
9


avatar
(46) -
Öncelikli olarak şunu söylemek istiyorum; filmi dikkatli bir şekilde izledim ve çok beğendim. Yapım yılının 1957 olması, çekimin siyah-beyaz olması filme eksi değer katmayıp aksine filmi daha değerli kılıyor (malzeme-performans ilişkisi).
Amaç; ön yargı davranış ve düşüncesini karalamak, kapsamı ise filmdeki tek bir olay ile ilgili olmayıp hayatın bütünselliği ile ilgilidir. Yöntemi ise seyirciyi ve masada bulunanları detaylara sürüklemek, sorulara karşı sorular bulmak, tezler ve antitezler uydurmak.. Amaç ve kapsam hususunda söyleyebileceğim olumsuz bir şey yok, yönteminde ise ufak eksilikler mevcuttu. Lakin sonuç olarak, bütçe, imkan vb. şeyler dikkate alındığında ortaya harikaya yakın bir işin çıktığını açıkça söyleyebilirim. Eski, tek mekan,bol diyaloglu filmler izlenmez yargısını kenara bırakıp izlemenizi tavsiye ederim.
9


avatar
(33) -
1957 senesinden hep çekinmiştim ,siyah beyaz olması kafamda soru işaretleri vardı, çok niyetlendim izlemeye ama kısmet bugüneymiş , bildiğiniz şok içindeyim 2016 yılındayız ve böyle bir film daha gelmemiş...tam bir baş yapıt
10


default avatar
(24) -
tek bir adamın neler yapabildiği
10


avatar
(80) -
Filmi izlemeden önce önyargılarım vardı. Filmin siyah beyaz olması, tek mekanda geçmesi ve çok eski olması gibi. Ama film tam bir baş yapıttı zaman nasıl geçti anlamadım.
9


Türkçe Altyazı © 2007 - 2024 | hd film