Giriş Kayıt
Rush (2013)
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 5 mesaj bulunuyor] « Önceki konuSonraki konu »
Yazar Mesaj
kurt_thewolf



Kayıt: 08.01.2008
İletiler: 9499
Şehir: Ankara
Yaş: 37 Oğlak


facebook twitter E-Posta gönder Özel mesaj gönder
kurt_thewolf
 Rush (2013)
Zafere Hücum

resim

Rush
2013
Rush
Aksiyon / Biyografi / Dram123 dk

Yönetmen: Ron Howard
İki kez Oscar kazanmış olan Ron Howard (A Beautiful Mind, Frost/Nixon) iki kez Oscar’a aday olmuş senarist Peter Morgan’la (Frost/Nixon, The Queen) James Hunt ve Niki Lauda arasındaki acımasız rekabeti muhteşem bir şekilde anlatan Rush için bir araya geldi....
8.1 (516,573 Oy)

Rush / Zafere Hücum filmi, 1976 senesinde Formula 1'de birbirlerinin rakibi olan Niki Lauda ile James Hunt'ın şampiyonluk çekişmesini ele alarak içinde barındırdığı adrenalin ile normal bir biyografi filminden daha fazlasını vaat eden, iki rakibin hemen hemen bir senelik çekişmesine odaklanan bir yapım.

Bu iki karaktere odaklanılmasının mantığını sorgulayanlar için öncelikle şu bilgileri vermekte yarar var. Niki Lauda ile James Hunt'ın 1976 yılındaki bu çekişmesi Formula 1 tarihinin en unutulmaz çekişmesi olarak kabul edilmiştir. Tabii burada sadece bir çekişmeden söz etmek yanlış olur. Çünkü o yıllar ama özellikle 1976 yılı bu çekişme esnasında yaşanan olaylar ve pilotların verdiği kararlar ile Formula 1'in yapı olarak değişmeye başladığı bir dönüm noktası olmuştur. Bu değişimler nelerdir ve bu ikili arasındaki çekişme bu değişimlere nasıl sebep olmuştur? Formula 1 o zamanlar dünya genelinde farkındalığı olmayan ve tabiri yerindeyse amatörce idare edilen bir organizasyondu. Şu an olduğu gibi televizyonlardan yayını yapılmayan, bazı yarışların yayınının ise organizatörlerin televizyonlara para vermesi ile gerçekleştirilebilen, güvenlik konusunda son derece duyarsız ve yetersizliklerle dolu bir otomobil yarışı organizasyonuydu kısacası. Her sezon en az üç ya da dört pilotun kazalar sonucunda yaşamını yitirdiği bir organizasyon. Hatta riskler o kadar fazlaydı ki o zamanlar, pilotlar kaza yaptıklarında otomobilde yanmamak için emniyet kemerlerini dahi takmıyorlardı. Otomobillerinde yanmaktansa, araçlarından fırlamayı göze alıyorlardı. İşte böyle bir ortamda, birbiri ile şampiyonluk çekişmesi içerisinde olan iki pilottu Niki Lauda ile James Hunt. Şampiyon olmak kadar ölmemeye de çalışan bu pilotlardan Niki Lauda'nın son düzlükte verdiği, tehlikeli olduğu için yarıştan çekilme kararı Formula 1'in tüm yapısını bozarak hız kadar güvenliğe de önem verilmesi gerektiğini vurgulamış ve şu anki güvenlik standartlarının başlangıcı olmuştur. İşte Niki Lauda'nın bu kararı, o sene Japonya GP ile tüm televizyonlarda yayınlanmaya başlayan bu organizasyon için bir dönüm noktasıdır. Çünkü evlerinde televizyon başında yarış izlemek için bekleyen, bu sporun iç dünyasından haberi olmayan seyirci güruhu yarışmak yerine tehlikeli olduğu için yarışı bırakan bir dünya şampiyonunu izlemiştir. Tehlikeli olduğu için yarışı bırakan bir pilot da Formula 1'in bitmesi demektir. O nedenle Lauda ile Hunt düellosu izleyiciler açısından olmasa da, Formula 1 dünyası adına bir devrimin başlangıcıdır.


resim
Niki Lauda - Daniel Brühl


Filmde iki ana karakter olması hangisine ağırlık verileceği konusunda soru işaretleri yaratsada, film karakter biyografisinden çok bu karakterlerin mücadelesini konu alarak bir durum biyografisi vermeyi amaçlamış. Bir parça Lauda, bir parça Hunt ekseninde dönen konu Lauda'nın yaptığı kaza ile daha çok Lauda'yı merkezine almış. Bu noktada konu ekseninin Lauda'dan yana ağırlıklı olduğunu film içerisindeki anlatıcının da Lauda olmasından dolayı söylemek mümkün. Bu tip iki ana karakterli biyografinin en büyük sıkıntısı kimden ne kadar anlatacağını ayarlamada kararsız kalmasıdır. Ama buradaki konu tam bir biyografiyi ele almadığı için böyle bir sıkıntı çekmemiş film. Yaklaşık 5 yıllık bir süreci, yarış ekseni ana rolde olmak kaydıyla kişisel hayatlarını da ele alarak incelemiş. Senaristten ya da senaryodan bahsetmeyeceğim. Çünkü yazılı bir senaryosu olsada en büyük konu desteğini Niki Lauda'nın kendisi vermiş. Çekimlerde teknik ekibi ve oyuncuları birebir işlemiş. Özellikle de kendisini canlandıran Daniel Brühl'ü. Bu birebir çalışmanın sonucu olarak Daniel Brühl'de kendini aşan bir performans göstererek filmi perçinlemiş. Terazinin diğer kefesindeki James Hunt rolünde ise Chris Hemsworth'ü görüyoruz. Hemsworth'ün Hunt yorumu da oldukça başarılı. Filmin ekseni Lauda'dan yana olduğu için Hemsworth'ün oyunculuğu daha sade kalmış. Ama bu sadelik de başarılı bir sadelik elbette. Filmde çok belirgin yan karakterler yok. Aslında belirli karakterle daha sıkı bir çekişme yaratılabilirdi ama gerçekliğe uygunluğu ile ters düşen bir yapım görmektense gerçeklikle iç içe yoğrulan bir yapım görmeyi yeğlerim.


resim
James Hunt - Chris Hemsworth


Filmin oyunculuklarından sonra en az oyunculuklar kadar başarılı olan kısmı filmin teknik kısmı. Yani o heyecanı yaşatıp izleyicilere gerçek Formula 1 havasını verme kısmı. Filmin o kurgusal ama gerçek olan havayı hissettirmede ki başarısı tartışılmaz. Araçlardan, pilotlardan tutun da pistlere, seyircilere, televizyon spikerlerine hatta ve hatta pilotlar ile yapılan röportajlara kadar gerçeklikle birebir bir kurgu yaratılmış. Kullanılan araçlar oyuncuların Formula 1 lisansı olmadığı ve daha güvenli olduğu için Formula 3 araçları olsada, araçların görüntüleri 1976 senesindeki Formula 1 araçları ile aynı. Keza pilotların giydikleri tulumlar hatta başlarına taktıkları kasklar bile aynı. Bunun yanında film içerisindeki yarışların yapıldığı adı geçen tüm o pistler de birebir olarak yansıtılmış. Bununla birlikte yarışların spiker anlatımı olarak verildiği kısımlar da 1976 yılındaki gerçek televizyon çekimleri ve spiker konuşmaları ile birebir aynı. Lauda'nın geçirdiği kaza birebir aynı... Bunları tek tek neden söylediğime gelirsek. Biyografi filmleri için söylediğim bir söz vardır. Setin ve kazanılacak paranın gölgesinde bir biyografi filminin olağan işleyişinden çıkması çok kolaydır. Gerçekleşen bir olayı olduğundan daha dramatik bir hale getirerek izleyiciyi daha çok etkileme yöntemi filmin teknik kadrosu için oldukça sıradanlaşmıştır hatta. Herkes daha vurucu, ses getiren bir film yapmak ister. Bu da onları olağan akıştan uzaklaştırır. Ancak bu film için bunu söylemek imkansız. Karakterlerin kişilikleri olduğu gibi yansıtılmış en başta. James Hunt gerçekte ne ise o, Niki Lauda ne ise o. Bazı izleyicilere bu ikilinin arasındaki konuşmalar kurguymuş ya da abartıymış gibi gelsede aslında olduğu gibi aktarılan konuşmalar. Hatta bu konuda bazı sahnelerde Niki Lauda konuşmaların fazla abartılı olduğunu söyleyerek filme müdahale etmiş ve karakterler ile yaşanan olayların birebir anlatılmasında öncü olmuş.


resim
James Hunt'ın 1976 İngiltere GP'sini kazanmasının ardından verdiği "Big Balls" röportajı


Gerçeğe aykırı olan tek bir noktası var filmin. O da filmin sonunda Lauda'nın yarışı bıraktıktan sonra takım direktörü ile arasında geçen konuşma. Yarışı bırakma sebebi olarak "araç arızası olduğunu söyleyelim mi" diye sorduğunda Lauda'nın "hayır, gerçeği söyleyin" dediğini duyduk. Ancak Ferrari gerçeği değil de Lauda'nın yarışı bırakmasına içerlediği için araç arızası nedeniyle Lauda'nın yarışı bıraktığını söylemiş, Lauda yapılan bu açıklamanın ardından ise basına açıklama yaparak yarışı bırakma sebebinin araç arızası olmadığını, pist koşullarının yarış için tehlikeli olduğundan dolayı yarışı bıraktığını açıklamıştır. Bu açıklamasından sonra da Ferrari başkanı Enzo Ferrari ile de araları açılmış olsada, Lauda bu sezonun ardından Ferrari ile bir, McLaren ile bir olmak üzere toplamda üç şampiyonluk elde etmiştir.

Rush, tamamen gerçeklere dayalı bir rekabet ile bu dünyanın içerisindeki pilotların hislerine bakış açısı sunan, adrenalin ve korku dolu ama bir o kadar da duygusal bir film. Formula 1 takipçilerinin kaçırmaması gereken bir film. Bu filmin barındırdığı konuyu gerçek hali ile görmek isteyenlere de 1: Life on the Limit (2013) belgeselini izlemelerini öneririm.

İletiTarih: 12 Haziran 2017 03:53
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
kuzeydebiryer



Kayıt: 23.08.2008
İletiler: 10891
Şehir: Düş Toprakları
Yaş: 46 Koç


facebook twitter E-Posta gönder Özel mesaj gönder
kuzeydebiryer
Hem spor hem dram hem de biyografi türünün iyi örneklerinden biriydi. İnceleme için teşekkürler üstat. Saygılar

@kurt_thewolf
İletiTarih: 12 Haziran 2017 12:00
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
kurt_thewolf



Kayıt: 08.01.2008
İletiler: 9499
Şehir: Ankara
Yaş: 37 Oğlak


facebook twitter E-Posta gönder Özel mesaj gönder
kurt_thewolf
Teşekkür ederim, sevgili kuzeydebiryer. Saygılar

Aslında Formula 1, spor ve biyografi denince aklıma ilk gelen başka bir yapım var. Onu da yakın zamanda bir inceleme ile kavuşturmayı umuyorum bakalım. Hıhı

İletiTarih: 12 Haziran 2017 14:53
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
aydin1972



Kayıt: 22.05.2013
İletiler: 837
Şehir: istanbul
Yaş: 51 Terazi


Özel mesaj gönder
aydin1972
Thor serisinden sonra Chris Hemsworth in en beğendiğim performansı bu filmde idi.. Eline sağlık

İletiTarih: 12 Haziran 2017 15:25
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
Agent58



Kayıt: 31.10.2015
İletiler: 326
Şehir: Heybeliada
Yaş: 30 Oğlak


Özel mesaj gönder
Agent58
Şöyle bahsetmek istiyorum. Bu filmi izledikten sonra insanın Formula 1 pilotu olası geliyor gerçekten. Her ne kadar ölümler ve trajik kazalar olsa da gerçekten böyle. Bu arada paylaşım güzel olmuş, ellerine sağlık. Saygılar

İletiTarih: 12 Haziran 2017 22:52
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [Bu başlıkta 5 mesaj bulunuyor] « Önceki konuSonraki konu »
Forum Seçin:  

Türkçe Altyazı © 2007 - 2024 | hd film