Giriş Kayıt
Aşk Bilmecesi / Casse-tête chinois (25 Nisan 2014)
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 Mesaj] « Önceki konuSonraki konu »
Yazar Mesaj
CruSuS
Amerikan Sineması
Sinefil Grubu


Kayıt: 24.08.2011
İletiler: 4048
Şehir: Antalya
Yaş: 28 Başak


Özel mesaj gönder
CruSuS
Amerikan Sineması
Sinefil Grubu
 Aşk Bilmecesi / Casse-tête chinois (25 Nisan 2014)

resim

Film Hakkında

40 yaşında bir yazar olan Xavier için işler sonunda yolunda girmiştir: Dünyalar güzeli bir eş, harika iki çocuk ve dünyanın en romantik şehri Paris'te huzur dolu bir hayat. Ancak gerçek olamayacak kadar güzel görünen bu hayat, eşinin New York'ta biriyle tanıştığını ve Xavier'i terk edip onunla yaşamak için New York'a gideceğini açıklamasıyla tepetaklak olur. Üstelik giderken çocukları da yanında götürecektir! Xavier bir anda Paris'in ortasında yapayalnız kalmıştır, çocuklarını görmek için başka çaresi olmadığını fark edince onların peşi sıra New York'a gitmeye karar verir. New York'un çılgın ve eğlenceli atmosferinde kendine yeni bir hayat kurmaya çalışan kalbi kırık Xavier, özgürlükler şehrinde aşkla da yeni baştan tanışacaktır.







Film Eleştirisi

resim

“Hayat, sen ne çabuk harcadın beni” Tamam, kabul biraz klişe oldu. Yine de bu filmin trajediyle başlayıp, bilinmezlere gebe bir yolculuğa dönüşen hikayesi, gerilim temposu her yavaşladığında başrol oyuncumuzun “hayat” hakkındaki sorgulamaları, dilimize yerleşmiş bu arabesk deyişi anımsattı bana.

Dilimize Aşk Bilmecesi adıyla çevrilen Chinese Puzzle; Filmin aynı zamanda senaristi de olan Yönetmen Cedric Clapsich‘in, öyküdeki aynı karakterlerle çektiği üçüncü film. Bir üçlemenin son bölümü.Hemen söyleyelim, önceki episodeları izlememiş olmanız kesinlikle bir sorun teşkil etmiyor.Zira oyuncular aynı olsa da, her filmde karakterlerin farklı yaşam dönemleri işlenmiş.

resim

Bu son filmde 40′lı yaşlarda kahramanımız Xavier Rousseou, (Romain Duris) evli ve iki çocukludur. Mutlu mudur? Pek sanmıyoruz. Zaten konuşmalarından anladığımız kadarıyla kendisi de emin değil. Evliliğinde bir şeyler ters gitmekte, fakat sorunu bulmaya çalışırken, en yakın arkadaşı -ürkütücü derecede delikanlı- Isabelle’in ( Cécile De France) kendisinden çocuk sahibi olmak istemesi, Xavier’in büyük bir yardımseverlikle bu ricaya hayır diyememesi bombanın fitilini ateşler.

Bu sırada karısı, güzeller güzeli, zerafet timsali Wendy (Kelly Reilly), Amerikalı bir “Bay Mükemmel” ile tanışmıştır.Bu zengin adamla birlikte yaşamak üzere NewYork’a taşınmaya karar verir. Tabii küçük çocuklarıyla birlikte. Peki Xavier şimdi ne yapacaktır? Güzellikte annesiyle yarışan minik kızı ve yakışıklı oğlunu, gözlerindeki hayal kırıklığını izleyerek yolcu eder.Bu ayrılığa izin vermeyecektir. Peşlerinden NewYork’a gider. Bir yandan yaşarken bir yandan romanını da yazar ve biz bu sayede “hayat” denen bilmecenin parçalarını onunla birlikte birleştirmeye başlarız.

resim

Bu hayatın ona hazırladığı sürprizlerin anahtar kelimesi “yeni”. Eski karısının yeni sevgilisi ile tanışacak, yeniden baba olacak, tuhaf tesadüflerle yeni bir ev, yeni bir eş, yeni bir iş sahibi olacak tüm bunların ötesinde başlangıçta birlikte olduğu eski sevgilisi Martine (Audrey Tautou) ile yeniden biraraya gelecek ve üstüste gelen bir yığın aksilik hikaye boyunca peşini bırakmayacaktır.

Bir entelektüel olarak düştüğü tüm açmazlarda elinden bir filozof tutacak, ona yol gösterecektir. Sürpriz bir şekilde Schopenhauer ve Hegel ile de karşılaştığımız sahnelerde, yer yer ağırlaşan tempo, beklenmedik bir gerilimle tekrar hızlanıyor, tam bir çıkmaza düşen Xavier’i ilahî bir el bu durumdan kurtarıyor.

Fransız, İngiliz, Afro-Amerikan, Çinli, Latin Amerikalı gibi farklı etnik kökenden oyuncuların “Yabancılık” kavramını sorguladıkları Amerikan rüyasını gerçekleştirmenin , en çok kim daha “Amerikalı” sorusunun cevabına karşılık geldiğini görüyoruz. Sokak çekimlerinde kullanılan fonun hep bir inşaat alanı olması sürekli bir yaşam inşasına işaret ederken, göklere uzanan binaların dibinde, yerde yaşayan insanların farklı yaşamı kamera açısını tepeden kullanarak keskinleştirilmiş; “Yukarıya çıkmak için, en alttan başlamak zorundasın”

resim

Filmin konusu yaşam ve yönetmen de bir Woody Allen mizahına sahip olunca ortaya aşk, dram, komedi, romantizm, cinsellik gibi her unsurun eşit olarak paylaştırıldığı bir senaryo çıkmış. Öyle ki, filmin türü kısmına hangisini yazacağınızı şaşırıyorsunuz. Konudan konuya hızlı geçişler tempoyu yükseltiyor, beklenmedik gelişmeler salonda kahkahayı canlı tutuyor.

Şaşırdığım bir detay; hayatımda bu filmdeki kadar akıllı uslu çocuğu birarada görmedim. Fransız erkeklerinin de eşlerinin kararlarına bu denli saygılı olabileceğine inanasım gelmiyor nedense. Avrupalılık böyle bir şey olsa gerek.Ancak homofobik izleyiciler bazı sahnelerden rahatsız olabilirler notumuzu düşerken, IMBD puanının 7.2 olduğunu da belirtelim. Aşk Bilmecesi sıkılmadan izleyeceğiniz bir film.



Eleştiri Sineterapi'den alıntıdır.

İletiTarih: 25 Nisan 2014 19:09
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
Taşındı: 09 Kasım 2014 10:28 - nano tarafından
Taşındığı Forum: Vizyondaki Filmler > Gösterimden Kalkan Filmler
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 Mesaj] « Önceki konuSonraki konu »
Forum Seçin:  

Türkçe Altyazı © 2007 - 2024