Giriş Kayıt
My Tehran for Sale / Direnmekti Yaşamın Diğer Adı
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 Mesaj] « Önceki konuSonraki konu »
Yazar Mesaj
paris-texas
Eski Yönetici


Kayıt: 30.04.2010
İletiler: 1080



Özel mesaj gönder
paris-texas Eski Yönetici
 My Tehran for Sale / Direnmekti Yaşamın Diğer Adı

My Tehran for Sale
2009
My Tehran for Sale
Dram96 dk

Yönetmen: Granaz Moussavi
Baskıcı İran rejiminde tiyatroculuk ve tasarımcılıkla geçinen genç bir kadının, Marziye’nin hikâyesini anlatıyor film. Kendi ülkesinde sıkışıp kalmış genç kadın daha önce Avustralya’ya göç etmiş ancak para kazanmak üzere geçici olarak İran’a...
6.4 (1,688 Oy)


“Öldükten sonra bize yeni bir hayat gerek. Çünkü bu hayat ziyan oldu; Umutlarla, dileklerle…”

Yaşadığı evlilik dışı ilişkiden hamile kaldığı için ailesinden korkup intihar eden bir kadın, konsolosluğun önünde yeni bir yaşam kurma hevesiyle dizilen insanlar ve eğlencede yakalananların kırbaç cezası ile karşılandığı, tüm bu yasakların, kısıtlamaların bir arada olduğu bir ülke, İran…

Kendin olma hakkının tanınmadığı diktaların baskısı altında geçen bir hayatta, çalışmalarını gizlice sürdürmeye çalışan bir oyuncu ve moda tasarımcısı olan Marziye’nin yaşamına tanıklık ediyoruz. Marziye sürüden kopmuş, farklılıklarıyla ön plana çıktığı için ailesiyle görüşemeyecek kadar yasağın içinde. Ki bu yasak yaşamın, yaşamak istemenin bedeli.

Her ne kadar filmin başlarında gizlice katıldığı partilerden birinde Avustralya’dan bir süreliğine dönen Saman ile tanışması ve hoşlanması, istediği bir yaşamın yolunu açsa da şanssızlıklar silsilesi bir türlü peşini bırakmıyor. Yine de tüm zorluklara rağmen umudunu, direncini yitirmeden var olma savaşını her daim veriyor.

Ve biz tüm bunları izlerken , ”Farklı olan her insan esaret altında yaşamak zorunda mıdır? “ sorusu mızrak gibi zihnimize saplanıyor. Biliyoruz ki kendin olabilme savaşı içerisinde prangalara vurulmuş, özgürlükleri elinden alınmış insanların esaret altında geçirdiği günler, farklılıklarıyla ayakta durmaya çalışan insanlar için daha zorludur. Özellikle bu farklılıkla direnmeye çalışan bir kadın ise, toplum o kişiyi ötekinin de ötekisi yapmıştır… Ya sıradanlaşıp susarsın ya da ne olursa olsun sonuna kadar gidersin.

Mevzu bahis filmimiz de yönetmen “ Granaz Moussavi”, objektif bir bakış açısıyla yönelttiği sorular ve değindiği meselelerle filmi evrensel bir konuma getirmiş. Buna bir diğer örnek ise, Marziye’nin Saman ile bir gece aralarında geçen konuşması örnek gösterilebilir.

Saman, yabancı ülkelerin ayrıcalık tanımadığını gittiği yeri anlatırken “ Bu insanlar kim? Burası neresi?” sözleriyle kökeninden koparılan insanlar için özetliyor. Zaten tüm birikimini de Avustralya’da bir kumarhanede kaybediyor. Diğer tarafta Marziye daha iyi bir hayat ve sanatını özgürce icra edebilmek için çıkar yolu Avustralya’da bulmakta. Zira başka bir seçeneği yok. Böyle bir ikilem ve bocalama karşısında insanın kendi ülkesinde kalamaması, buna izin verilmeyip bir nevi zorunlu bir sürgüne tabi tutulmasının trajikliğine şahit oluyoruz.

Sonlara doğru Marziye, hayatın ona sunduğu kötü hediyesine karşılık bir tepeye çıkıp Tahran’ı karşısına alarak avazı çıktığı kadar haykırıp, isyan ediyor. Ardından kaybedecek hiçbir şeyi kalmayana kadar da yol alıyor. Sanki ne olursa olsun, inadına yaşamalı, ayakta durabilmeli insan diyor.

Sadece bu film için değil, bu zamana kadar yaptığı çeviriler ile farklı sulara açılmamızı sağlayan sevgili BitterMoon’a sonsuz teşekkürler…

İletiTarih: 15 Şubat 2013 00:13
 Kullanıcı bilgilerini göster Bu kullanıcının gönderdiğini mesajları gösterme Alıntıyla Cevap Gönder Başa dön   
İletileri göster:   
Yeni Konu Gönder   Cevap Gönder 1. sayfa (Toplam 1 sayfa) [1 Mesaj] « Önceki konuSonraki konu »
Forum Seçin:  

Türkçe Altyazı © 2007 - 2023