Giriş Kayıt

by_yeti yorumları : sayfa 2

by_yeti profil sayfası
L'Apollonide (Souvenirs de la maison close) (2011)
The Moody Blues ~ Nights In White Satin şarkısının bu filimde okunuşu, bu şarkıyla filmin finalinin yapılması filme çok daha özellik katmış.

  • 200/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Tarih: 11 Ekim 2015 22:00
The Stoning of Soraya M. (2008)
Film, dininkişisel çıkarlara nasıl alet edilebileceğinin, 21. y.y'da bile bazı yerlerde kadının nasıl sindirildiğinin, güçlü olanın ezici üstünlüğünün, din/şeriat/ahlak/namus kisvesi altında istenirse ne kadar büyük haksızlıklar ve kötülükler yapılabileceğinin öyküsüdür. Ve ne yazık ki, kitapta ve filmde anlatılan her şey gerçektir, yaşanmıştır. Filme, ve insanın zihninde, yüreğinde uyandırdığı düşüncelere dair söylenecek çok şey olmasına rağmen, düşündükçe bir yumru yüreğinize oturduğundan sessizleşiyorsunuz. 

İzlediktensonra günlerce kendime gelemediğim, yüreğimde, aklımda yer etmiş bu yapım çok acı gerçekleri yüzünüze bir tokat gibi çarpıyor. İzlerken bir yandan halinize şükrediyor, öte yandan haksızlığa, adaletsizliğe hayıflanıyor, kızıyor, üzülüyorsunuz. Ve... Hala nefesaldığınız için, yaşadığınız için, Tanrıya binlerce defa şükrediyorsunuz. Kadın iseniz eşinizden eşinizin ailesinden eziyet gördüğünüzü iddia ettiğiniz için tevbeler ediyor, bu filimi izledikten sonra eşinizin melek olduğunu düşünüyorsunuz. 

  • 200/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Tarih: 04 Haziran 2015 14:58
Seven Deadly Sins (2010)
Filmin Kısa Özeti: Harper Grace (Dreama Walker) lisenin popüler kızıdır. Okulun yeni öğrencisi Kaia’nın (Rachel Melvin) kasabaya gelişiyle Harper’ın yıldızı sönmeye başlar. Kaia, Harper’ın yakın arkadaşının sevgilisi Adam’ı (Jared Keeso) baştan çıkarmakta gecikmez. Yakışıklı Fransızca öğretmeni Jack Powell’ın (Eric Close) da peşinden koşmaktadır. Yedi ölümcül günah Harper’ın etrafını sarmalamaya başlar.

Tarih: 19 Şubat 2014 12:50
Dom za vesanje (1988)
Çingeneler Zamanı (Sırpça özgün adıyla Дом за вешање, Dom za vešanje), yönetmenliğini Emir Kusturica'nın yaptığı 1988 yapımı Yugoslav filmidir. Kusturica'nın en iyi filmlerinden biri olarak kabul edilen yapıt, aynı zamanda tamamı Çingenece çekilen ilk sinema filmidir.
Film, telekinezik güçlere de sahip olan Perhan adında bir Çingene'nin, genç yaşta Yugoslavya'nın küçük bir köyünden çıkıp Milano'da bir suç şebekesine dahil oluşunu, Azra ile yaşadığı aşk ve kız kardeşi Danira'ya uzun süre sonra tekrar kavuşmak için gösterdiği çabalar etrafında anlatır.
Film Cannes film festivalinde sanat çevrelerinde büyük bir sansasyon uyandırdı. Eleştirmenlerden tam not aldı. Filmin naif konusundan ziyade yönetmenin filmde kullandığı gerçeküstü sahneler ve hikayeye ustaca işlenmiş sembolik anlatım filmi farklı konuma taşıyarak Yönetmeni Emir KUSTURICA'ya dünya çapında ün kazandırdı.
Filmi farklı kılan en önemli konulardan birisi de rol alan oyuncuların profesyonel olmamalarıdır. Baş rol oyuncusu Davor DUJMOVIC 1999 yılında intihar etmiştir. Davor'un oynadığı rolün metaforik etkilerinin naif kişiliği üzerinde baskı yaratarak kendisini intihara sürüklediği yönünde düşünceler bulunmaktadır.

  • 200/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Tarih: 05 Şubat 2014 15:30
Oldeuboi (2003)
Sürprizbozan: Göster

İhityar Delikanlı herkese hitap eden bir film olmamasına rağmen kesinlikle ve kesinlikle herkesin izlemesi gereken bir film. Kan, vahşet, şiddet midenizi zorlasa da tek bir sahneyi çıkarttığınız anda iskambil kağıdından yapılmış bir kulenin ortasından bir kağıt çekmişiniz gibi yıkılacaktır film. Her şey yerli yerinde ve dozunda. Ne kullanılan çıplaklık gereksiz ne de o muhteşem sevişme sahnesi, ne o işkenceler ne de kan. Empati düzeyi yüksek biri olarak, izlediğim zaman kendimi hem karakterlerin yerine koymaktan pişman olduğum hem de bundan kendimi alamadığım, hiç biri olmak istemeyeceğim ama o yaşamak istemeyeceğim anların mazoşistçe ve sadistçe hoşuma gitmesiyle beni allak bullak eden ve bitti derken başlayan bir yapım. Bitti derken başlayan çünkü etkisinin günlerce, haftalarca hatta şahsen yıllarca geçmeyeceğinden eminim. İçinize, ruhunuza işliyor.Bu filmde Hollywood yapımlarında olduğu gibi iyi ve kötü açık ve net değil.Kim haklı kim haksız diye düşünerek kendinizi paralayacak ve herkesin haklı ve kimsenin haklı olmadığı gerçeğiyle gönlünüzdeki haklıyı inkar edemeyip, işte hayat diyeceksiniz. Woo Jin ‘in Dae Su ‘ ya dediği gibi ” Daha büyük bir hücrede yaşamak nasıl?”
Sürprizbozan: Göster

İlk sahne İhtiyar Delikanlı denildiğinde belki de akla ilk gelen sahnedir. Ahtopot sahnesi. Çekimler sırasında tam dört tane ahtopot yemiş Min Sik Choi. Üstelik bir Budist olmasına rağmen. Her ahtopot için ayrı ayrı dua etmiş ve inancı gereği onlardan özür dilemiş. Bu arada Güney Kore’de yenen bir yemek evet ama bir çok kişi ahtopot yerken vantuzlarının boğazlarına yapışması sebebiyle hayatını kaybedebiliyor. Budist olduğu için daha önce hiç yemediğini düşünüp tecrübesi olmadığını da hesaba katarsak oyuncu gerçekten büyük bir tehlikeye atmış kendini bu film için.
Sürprizbozan: Göster

Sürprizbozan: Göster
o muhteşem dövüş sahnesi. Üç gün boyunca tekrar tekrar çekilmiş bir sahne. Hiç bir şekilde montajlanmadan direk koyulmuş filme. Dört dakikalık bir dövüş sahnesi tek çekim, dublörsüz… Üstelik gerçekçi. Pes!
Sürprizbozan: Göster

Diğer bir sahne,
Sürprizbozan: Göster
sahnesi. O nasıl bir zeka, nasıl bir çekimdir akıl sır erdiremedim. Kesinlikle olağanüstü.
Sürprizbozan: Göster

Bir başka sahne
Sürprizbozan: Göster
Herhalde filmin en can alıcı sahnesi burası. Hemen öncesindeki yalvarmadaki süper oyunculuk – ki çoğunluğu doğaçlamaymış,aynı filmin başındaki karakol sahnesinin çoğu gibi- ve akabinde Woo Jin ‘in
Sürprizbozan: Göster
söylenecek söz bırakmıyor insanda.
Sürprizbozan: Göster

Aynı sahnenin devamında hem Dae Su’da hem de seyircilerde yok artık tepkisine sebep olan ve yıkımın doruk noktası diyebileceğimiz sahne.
Sürprizbozan: Göster

Sürprizbozan: Göster

Ve tabi ki yazımın başında bahsettiğim unutulmaz kare…
Sürprizbozan: Göster
Bu sahne hakkında kötü tek bir söz bile söylenemez. İmkansız!

  • 180/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Tarih: 25 Kasım 2013 16:36
Zamani barayé masti asbha (2000)
Uzun zamandır izlediğim filimler içinde, Soraya'yı Taşlamak (2008) filmi beni derinden yaralamıştı. Ama, bu filmi henüz izledim. Sonuna kadar ağladığımı söyleyebilirim. Kardeşler arası dayanışma, büyük kızkardeşin anneliğe büyük erkek kardeşin baba rolüne girmesi izlenmeye değer!

İzlemeyen dostlara kesinlikle tavsiye ediyorum.

Alıntı:
Başka hiçbir film bu kadar içime işlemedi. Sadece bir film değil hayatın ta kendisi ,bizim hayatımız değil o coğrafyanın hayatı. Dürüst olmam gerekirse bu filmi izlememiş olsaydım uludere katliamını farklı yorumlayabilirdim ama bu film bana dedi ki:
İnsanların ne yaşadığını bilmeden, onların yürüdükleri yollarda yürümeden,çaresizliklerini yaşamadan onları yargılama.


  • 200/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Tarih: 08 Mayıs 2013 13:36
Incendies (2010)
Filmi izledim. Sinir krizleri geçirdim. Mide spazmı oldum. Buna benzer iki filmde daha böyle rahatsızlanmıştım. Ama bu film daha bir yürek burkan türden olmuş.

Sürprizbozan: Göster
Çıktıkları bu acılarla dolu yolculuk sırasında öğrenecekleri ise ne onlar için ne de biz izleyiciler için hiç de hazmı kolay olmayacaktır.
Sürprizbozan: Göster


  • 180/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Tarih: 28 Ocak 2013 15:26
Now Is Good (2012)
Filmi akşam izledim. Daha önce izlediğim Bir Tutam Cennet-A Little Bit of Heaven filmine konu itibariyle çok benzemekte, ama, Sevgili JnRMnT çevirisini yabana atamam. Çeviri yaparken, filmi bizzat yaşamış gibi Saygılar

Duygusal filmlere aşık izleyiciler için kaçırılmayacak fırsat!

  • 160/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Tarih: 21 Ocak 2013 14:20
Postaci (1984)
Kılasik bir Kemal Sunal filmi!

Bütün filmlerinde olduğu gibi, izlerken güldüren, güldürürken düşündüren, her filminde bir Türkiye gerçeğini dile getiren güzel ve keyifle izlenebilir yapım.

İzlemeyenler için büyük bir kayıp olduğunu söylemeliyim.

  • 180/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Tarih: 30 Aralık 2012 19:11
Dallas (1978)
Dallas, 1978-1991 yılları arasında yayımlanan Haftalık pembe dizi tarihinin uzun soluklu dizilerinden biridir. "JR" (Larry Hagman) karakteri, TV tarihinin en kötü karakterleri arasında anılmaktadır. Guiness Rekorlar kitabında en çok izlenen televizyon programı olarak geçmiştir."Who shot J.R." bölümü ile 83 milyon izleyici toplamıştır. Fakat 1984-1985 sezonunda Bobby karakterinin bir araba çarpması sonucu diziden ayrılması ve bir sezon sonrası sanki daha önce yaşananlar yok sayılıp tekrar hayata dönmesi dizinin dönüm noktası olmuştur ve dizinin izlenme oranı hızlıca düşmüştür.

ABD'de Cuma akşamları CBS'te, Türkiye'de ise Pazar akşamları TRT 1'de yayınlanmıştır.Dizinin 1978 yılında 4 bölümlük bir mini dizi olarak tasarlanmıştır. Fakat daha sonra dizi başarıya ulaşınca 1991 e kadar yayınlandı.Toplam 356 Bölüm çekildi.Fakat 1995 ile 1998 yıllarında iki tane devam film çekilmiştir.
Vikipedi

  • 160/ 10
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • 10
Tarih: 13 Aralık 2012 13:53
Türkçe Altyazı © 2007 - 2024