Giriş Kayıt
özel mesaj
spacer

xargon

 
Kayıt : 13 Ocak 2010
D.Günü : Mayıs 15, 1963 (61) Boğa
  • Gutterbug
    Gutterbug
  • My Spy
    My Spy
  • Keskin Nişancı
    Keskin Nişancı
  • Alex & Eve
    Alex & Eve
  • Deadpool
    Deadpool
  • default avatar
    jason1907
Son Yorumları
My Spy (2020)
14 Nisan 2020
İlk bakışta size yüzlerce benzeri olan bir film gibi görünebilir ancak bir iki detay bu filmi öne çıkarıyor diyebilirim.Detaydan bahsetmeden önce filmi hızlıca yorumlamak gerekirse şöyle diyebilirim:

Sıradan aksiyon sahneleri, (aslında hep bir farklılık üzerine çalışılmış ama gözlerimiz alıştığı için sıradan diyip geçiyoruz, aslında sıradan diyerek bazen emeğe haksızlık etmiyor da değiliz) sıradan takip sahneleriyle, gerilimli ve heyecanlı bir final hepsi bu.

Detaylara gelince:
İki kahramanımız var, biri çok başarılı ve iyi bir asker olarak ülkesine hizmet ettikten sonra CIA bünyesinde çalışan bir ajan; diğeri ise sorumsuz bir baba yüzünden annesiyle yalnız yaşamak zorunda olan, 9 yaşlarında akıllı bir kız. Filmde bu ikilinin yolları bir şekilde birleşiyor ve başlarda mecburiyetten de olsa birlikte zaman geçirdikçe birbirlerinin aile, sevgi, arkadaşlık gibi duygusal boşluklarını tamamlamaya başlıyorlar. Birlikte eğlendikçe de bağlılıkları güçleniyor. Fakat sonlara doğru küçük kızın hayalleri ve duygusal dünyası, diğerinin profesyonellik gereği sadece işi nedeniyle orada olması durumu bir şekilde kopuyor ve gerçeklerle yüzyüze kalıyorlar.

Asker olarak geçmişi mükemmel derecede iyi olan kahramanımızın ajan olarak o kadar da başarılı olamaması üzerine yürüyen hikayede kendisinin gizli hayranı olan ortağıyla kahramanımızın arasında geçen şu replik aklımda kaldı:

-Hatalar yaptım ve uyarmana rağmen seni dinlemedim. Neden bana kızgın değilsin?
-Çünkü sen benim kahramanımsın, normal bir insan olmanı izlemeyi sevdim.

Ailenizle eğlenceli vakit geçirmiş olacaksınız. Mutlaka izleyin
La historia oficial (1985)
08 Nisan 2020
Politik hikayelerde, genellikle politikanın soğuk ve sevimsiz tarafı sinemanın büyüsünü olumsuz yönde etkiler diye düşünürüm fakat güzel olan şu ki, bu filmde bunu fazlaca hissetmedim. Bizden bir hikaye gibi izlediğim filmdeki olaylar ve insanlar öyle çok yakın geldi ki, yakın tarih filmlerimiz hariç biz bu denli kendimizi eleştirebilir miydik bilemedim. Filmin birçok sahnesinde seyirci değil de, konunun içindeymişim gibi hissetmemin sebebi iyi bir sinemasever oluşumdan değil, benzer sosyal acılardan geçtiğimiz için olabilir. Zaten sinemanın en güçlü yönlerinden biri de bu ve benzeri acılardan dersler çıkararak yarınları daha iyi kurmamıza hizmet etmesi değil midir?

Filmin en çok, sade anlatımını ve düşünceyi seyirciye bırakarak dönemin gerçekliğini en yalın biçimde vermesini beğendim. Bir ara adeta Cumartesi Annelerimizi filmde gördüm. Hatta belki de en beğendiğim Latin Amerika filmi budur da diyebilirim. Bence eğer bugünün dünyasında çekilseydi görselliği biraz daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum çünkü genellikle sosyal olaylar konusu işlendiğinde, oskarlık bir film de çekilse, renk ve görsellik hep ikinci planda kalıyor diye düşünüyorum.

Sonuç olarak, mükemmel bir öğretmenin kendini gerçeklerden çarpıtılmış bir fanus içinde bulmasını ve gerektiğinde kendini ve ailesini de parçalayarak(!) inandığı değerlere yürüyüşünü izleyeceksiniz. İyi seyirler.
American Sniper (2014)
01 Nisan 2020
Uzun zamandır izlemeyi düşündüğüm ama hep önüne başka filmler koyarak ertelediğimi bir filmdi. Öncelikle ilk zamanlarda izleyen ve anında filmi kötüleyenlerden hiç etkilenmeyerek izlediğimi söyleyebilirim. Ayrıca filmi geç izlememin, filmi yorumlamada daha objektif olmama sebep olabileceğini de not düşerek başlayayım.

Filmin bazı eleştiricilere göre fazlasıyla klasik Amerikan vurgusu içeren ögelerle dolu olduğu söylense de ben aynı fikirde değilim. En azından konu ve senaryonun gerektirdiğinin üzerinde bir abartı göremedim. Filmdeki olaylar gerçek ve o gerçek olaylar hakkında yazılan kitaptan senaryolaştırıldığına göre, Amerikan sinemasının olmamış bir şeyi oldu gibi gösterme durumu da ortadan kalkmış oluyor. Elbette ki böyle bir konuyu hazır bulmuşken sinemaya uyarlayıp kendi bayrak ve ülkelerini de ön plana çıkarmaları normal kabul edilebilir.

Amerika ülkesinin çıkarları gereği her yere gidip müdahale etmesi, kaos var gibi göstererek düzeltmeye çalışması, bunu kullanarak kontrolü ele alması klişesine herkes karşıdır ancak film bu konuyu anlatsa da içeriğinde ayrı bir detay öykü daha sunuyor. Asıl film bu öykü etrafında dönüyor. Eğer siyasi öngörüyle filmi izlerseniz asıl detayı yakalayamazsınız. Savaşa hepimiz karşıyız ancak, özellikle biz erkekler askerlik görevi gereği silah altına alındığımızda ve bir çatışma ortasına düştüğümüzde, bize kurşun sıkacak olanları ve onların hangi sebeplerle orada olduklarını değil kendimizi ve orada olan arkadaşlarımızı düşünürüz. Bizi oraya toplayan ve koruduğumuz gücü temsil ederiz.

Bu film bir aile babasının, özel yetenekleri sebebiyle savaşta olmasını, görevini başardıkça ünlenerek ülkesi ve takım arkadaşlarıyla kendi ailesi arasında boşlukta kalmasını çok iyi işliyor. Çocukların savaş ortamında nasıl acımasız kullanıldıklarını anlatırken diğer yandan savaştan çok uzaklarda olan çocukların bile savaşlar yüzünden nasıl acılar çektiğini gözümüze sokuyor. Savaşın bir taraftan kahramanlaştırdığı bir insanı izlerken diğer taraftan aynı savaşın o kahramanı nasıl yıprattığını izleyeceksiniz. Oskara aday olması belki biraz şişirilmiş gibi gözükse de bence asıl anlattığı “İnsan sevgisi ve insanlara yararlı olma duygusu” sebebiyle bunu hak etmiştir diye düşünüyorum. Yönetmenin kendi filmlerinde de, yönettiği filmlerde de, genellikle bu kahramansı duygunun peşinde olduğunu bildiğim için ben bu filmi ortalamanın üzerinde bulduğumu söyleyebilirim. Ama önyargılı 1 puan verenler yüzünden filmin aşağıya çekilmiş olmasını da bunca emeğe haksızlık olarak yorumladığımı burada belirtmek isterim. Eastwood’un ülkesini pohpohlamaya ihtiyacı yok. Puanım 7 ancak düşük puan verenlere tepki olarak bu filme 10 verdim. Sevgiler saygılar…
Türkçe Altyazı © 2007 - 2024 | hd film