Giriş Kayıt
özel mesaj
spacer

pus

 
Kayıt : 25 Aralık 2018
  • Mantícora
    Mantícora
  • Köylüler
    Köylüler
  • Geçen Yaz
    Geçen Yaz
  • İrade
    İrade
  • La chimera
    La chimera
Son Yorumları
O Último Banho (2020)
03 Temmuz 2024
“O Último Banho” (Son Banyo), 2020 yılında izleyiciyle buluştuğunda, sinemaseverler arasında büyük yankı uyandırmıştı. Film, yalnızca görsel estetiği ve anlatım diliyle değil, aynı zamanda işlediği derin temalarla da dikkat çekiyor.

Pastoral bir Portekiz köyünde geçen, içsel yolculuklar ve karmaşık ilişkiler üzerine bir hikaye sunuyor. Filmin baş karakterleri, rahibe olmak üzere hazırlanan Josefina ve yeğeni Alexandre, izleyiciyi insan ruhunun derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Josefina’nın içsel çatışmaları ve Alexandre’ın travmatik geçmişi, anlatının merkezinde yer alıyor. Bu karakterlerin derinliği ve gelişimi, izleyiciyi adeta büyülüyor ve empati kurmamızı sağlıyor.

Bonneville’in görsel anlatımı gerçekten büyüleyici. Film, Portekiz kırsalının doğal güzelliklerini ve köy yaşamının sakinliğini ustalıkla yansıtıyor. Uzun, sessiz sahneler ve doğanın huzurlu görüntüleri, izleyiciyi filmin atmosferine çekiyor. Bu sakinlik, karakterlerin içsel fırtınalarıyla tezat oluşturuyor ve izleyiciye derin bir duygu yoğunluğu yaşatıyor.

Filmde işlenen güçlü temalar arasında dini inançlar, aile bağları ve kişisel kimlik arayışı öne çıkıyor. Josefina’nın rahibe olma yolundaki kararlılığı ve bu yolda karşılaştığı zorluklar, izleyiciye derin düşünceler sunuyor. Alexandre’ın geçmişiyle yüzleşmesi ve kimliğini bulma çabası ise, kişisel özgürlüğün ve kabulün önemini vurguluyor. Bu temalar, filmin evrensel bir çekiciliğe sahip olmasını sağlıyor.

Alexandre’ın sünneti ve ardından gelişen cinsel bölge enfeksiyonu, filmin duygusal ve fiziksel boyutuna yeni bir katman ekliyor. Bu olaylar, Alexandre’ın yalnızca bedensel değil, aynı zamanda psikolojik olarak da acı çekmesine neden oluyor. Sünnetin ve enfeksiyonun yol açtığı komplikasyonlar, onun kırılganlığını ve savunmasızlığını derinleştiriyor. Bu durum, Josefina ile olan ilişkilerinde de önemli bir rol oynuyor; Josefina, yeğeninin bu zorlu süreçte yanında olmak zorunda kalıyor ve bu da onların bağını daha karmaşık ve yoğun hale getiriyor. Alexandre’ın yaşadığı bu fiziksel travmalar, onun kimlik arayışını ve içsel çatışmalarını daha da belirgin hale getiriyor.

Başrol oyuncuları, Anabela Moreira (Josefina) ve Martim Canavarro (Alexandre), olağanüstü performanslar sergiliyor. Moreira’nın karakterine kattığı derinlik ve Canavarro’nun doğal oyunculuğu, karakterlerin inandırıcılığını artırıyor. İkili arasındaki kimya, hikayenin duygusal yükünü daha da güçlendiriyor.

Sonuç olarak, "O Último Banho", düşündürücü ve duygusal bir sinema deneyimi sunuyor. David Bonneville’in ustaca yönetimi, güçlü oyunculuklar ve derin temalar, filmi unutulmaz kılıyor. Bu filmi izledikten sonra, insanın kendi hayatı ve ilişkileri üzerine yeniden düşünmemesi imkansız. Sinema sanatına ilgi duyan herkes için, “O Último Banho” mutlaka izlenmesi gereken bir yapım.
Gasoline Rainbow (2023)
04 Haziran 2024
“Gasoline Rainbow,” Bill Ross IV ve Turner Ross kardeşlerin son filmi. Bu belgesel ile kurgusal hikaye anlatımı arasındaki ince çizgiyi sık sık aşan beş amatör oyuncunun merkezi arkadaş grubunu canlandırdığı bir yapım. Grubun yolculuğunu takip ederken, ne kadar yönlendirildikleri konusunda sürekli şüpheliyiz. Bu riskli stratejinin sonucunda, sahnelenmiş bir şey olmaması, etkileyici bir doğallık ve zarafet sunuyor.

Nathaly, Makai, Nichole, Tony ve Micah, lise mezuniyetine yaklaşıyorlar: gençliğin sonu ve işler, üniversite, kurallar ve yükümlülüklerin başlangıcı. Wiley, Oregon’daki küçük kasabaları Pasifik Kıyısı’na 513 mil uzakta ve gelecekleri belirsiz. Amerikan Batısı’na doğru yola çıkıyorlar, otostop yaparak terk edilmiş kasabalardan türbin alanlarına ve aile ziyaretlerine kadar her şeyi deneyimliyorlar.

“Gasoline Rainbow,” gerçek bir yol filmi. Evimiz hakkında en iyi anladığımız şey, gençlerin onları geride bırakmadan önce lise kimlik kartlarının ve çocukluk odalarının birer bakışı. Geriye kalan her şey açık yoldur. Alkolik ebeveynlerden göçmenlere dayalı zulme ve ırksal izolasyon hissine kadar, filmin karakterlerinin her biri hakkında biraz bilgi ediniyoruz. Muhteşem manzaraların üzerine sesli anlatımlarla bireysel endişeler ve umutlar dile getiriliyor. Kimin konuştuğunu tanıyabiliriz, ancak bu teslimatların soyutluğu, bizi sadece duyguların değil gençlik kültürünün yüzüne bırakır - hikayeler Nichole’un veya Tony’nin değil, hepsinin içinde bulunduğu mikrokozmalar.

En etkileyici olan, beşlinin karşılaştığı insanlarla aralarındaki masum anlar, konuşmalar ve sözsüz bağlantılardır. Kolayca fark ettikleri duygusal farkındalıkları, bazen kızgın olmalarıyla çarpışır ve sürekli olarak büyüler. Her ayrıntıyı hatırlamanız pek olası değil, ancak sizi tanıdıklık, nostalji ve ruhunuzun sarmalanma hissiyle bırakır.

Ross kardeşlerin yönetimi romantik ve beklenildiği gibi resimlerle dolu. Çekimler, yolda gönderdiğiniz kartpostalları andırıyor ve birkaç dondurulmuş kare bunu pekiştiriyor. Amerikan Batısı’nın manzarasına verilen anlamlı bir saygı, filmin çerçevesini ve kurgusunu sürekli olarak ölçek unsurlarına odaklar: rüzgar türbinleri tarafından çevrili bir yolda yürüyen çocuklar, neredeyse sonsuz çöllere koşanlar, terk edilmiş bir geminin iskeletinin yanında parti yapıyorlar
Challengers (2024)
18 Mayıs 2024
Rahat koltuğumda "Challenger"ı izlerken, sanki tenis kortunun tam ortasındaymışım gibi hissettim. Film, tenis dünyasının rekabetçi ruhunu ve insan ilişkilerinin karmaşıklığını başarıyla yansıtıyor. Ancak, bu eseri yalnızca bir spor dramı olarak görmek, Luca Guadagnino'nun LGBT temalarına yaptığı ince dokunuşları göz ardı etmek olur.

Filmde, Patrick (Josh O'Connor) ve Art (Mike Faist) arasındaki dinamik ilişki, hem rekabet hem de aynı kadın için duygusal bir mücadele içindeyken gözler önüne seriliyor. İki karakterin bağlantısı, film boyunca süregelen bir tenis maçının ritmiyle ilerliyor ve izleyiciye, aşkın cinsiyetler arası olduğu kadar, cinsiyetler içinde de ne kadar karmaşık ve çeşitli olabileceğini anımsatıyor.

"Challenger", Guadagnino'nun "Call Me by Your Name" gibi önceki çalışmalarıyla kurduğu bağlam içinde LGBT temalarını daha da derinleştiriyor. Film, erkek bedeninin neredeyse Greko-Romen bir kutlaması gibi, kaslı vücutlar, soyunma odaları ve saunalara uzun çekimler yaparak, bu temaları cesurca ele alıyor. İki erkek arasındaki sevginin ne anlama geldiğini sorguluyor: Dostluk, rekabet, kardeşlik, yoksa cinsellik mi? Ve bu sorulara sanatsal bir ustalıkla yanıt veriyor.

Trent Reznor'un film için bestelediği müzikler, gay kültürünü kucaklayarak, queer barlardan plajlara kadar geniş bir yelpazede yer alıyor. "Challenger", sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda kulaklara da hitap eden bir deneyim sunuyor.

Sonuç olarak, "Challenger" filmi, tenis kortlarının ötesinde bir aşk hikayesi sunuyor ve LGBT temalarını Guadagnino'nun özgün tarzıyla işliyor. Bu film, bir spor filminden çok daha fazlası; insan ilişkileri ve duygusal çatışmalar üzerine derinlemesine bir inceleme sunuyor. Sinemada izleme fırsatını kaçırmış olsam da, "Challenger"ın bıraktığı etki ve sunduğu derin mesajları takdir etmemek elde değil. Film, LGBT temalarını cesur ve zarif bir şekilde işleyerek izleyicilere unutulmaz bir deneyim vaat ediyor.
Türkçe Altyazı © 2007 - 2024 | hd film