Giriş Kayıt
özel mesaj
spacer

Morrison

Yorumbaz
 
Kayıt : 28 Mayıs 2017
D.Günü : Mayıs 19, 1972 (51) Boğa
Son Giriş : Gizli
  • Pollock
    Pollock
  • Modigliani
    Modigliani
  • Vahşi Kahraman
    Vahşi Kahraman
  • Roma İmparatorluğu'nun Çöküşü
    Roma İmparatorluğu'nun
  • Benim Tatlı Meleğim
    Benim Tatlı Meleğim
  • Çiçekçi Kız
    Çiçekçi Kız
  • Rüzgar Gibi Geçti
    Rüzgar Gibi Geçti
  • Apocalypse la 1ère Guerre mondiale
    Apocalypse la 1ère Guerre
  • Kıyamet - 2.Dünya Savaşı
    Kıyamet - 2.Dünya Savaşı
  • Into The West 1
    Into The West 1
  • The Men Who Built America: Frontiersmen
    The Men Who Built America:
  • ABD'nin Anlatılmamış Tarihi
    ABD'nin Anlatılmamış
  • Hedy Lamarr
    Hedy Lamarr
  • Vivien Leigh
    Vivien Leigh
  • Gene Tierney
    Gene Tierney
  • Ava Gardner
    Ava Gardner
  • Lizabeth Scott
    Lizabeth Scott
  • Triumphs of a Man Called Horse
    Triumphs of a Man Called Horse
  • Vahşi Kahramanın Dönüşü
    Vahşi Kahramanın Dönüşü
  • Vahşi Kahraman
    Vahşi Kahraman
  • Rüzgarın Sesi
    Rüzgarın Sesi
  • Büyük Tren Soygunu
    Büyük Tren Soygunu
  • default avatar
    Osakawa
  • avatar
    RainyDream
  • avatar
    Kurz07
  • default avatar
    legolas13
  • default avatar
    tekrar
Son Yorumları
Triumphs of a Man Called Horse (1983)
23 Şubat 2024
Yıllar geçmiş ve beyazlar bölgede altın bulunması sebebiyle her gün gelen göçmenlerle Siyu topraklarına yerleşmiştir. Saygı duyulan büyük şef Man Called Horse (R.Harris) artık yaşlanmıştır ve melez oğlu olan Coda'ya ölüm döşeğinde savaşı önlemesi, barışın sürdürülmesini tembih eder. Fakat bölgede bazı uyanık kötü beyazlar bazı cinayetler işler ve cesetlere taktıkları Siyu oklarıyla bu cinayetleri Siyular işlemiş gibi gösterirler ve bölge hükümet askerlerini kışkırtarak savaş çığırtkanlığı yaparlar. Askerlerin izcisi olan Crowlar Siyularla yüzyıllardır düşmandır, fakat bir Crow kadın ve Coda'nın yolları bir gün kesiştiğinde aralarında bir dostluk gelişir ve bölgeden beyazları arındırma çalışmalarına başlarlar.

Serinin bu son bölümünde R.Harris'i çok az görüyoruz ve bu bölüm ilk 2 bölümden çekimleri, kadrosu, sinematografisi ve müzikleriyle maalesef negatif anlamda farklı bir yapıda. Piyasada şuan Blueray kaydına rastlamadım, ben görüntü çamur gibi de olsa izledim. 6 puandan yukarı çıkabilecek bir yapım değil, biraz zorlama olmuş, yine de çok kötü değil, verilmek istenen bir mesaj var ve bunu veriyorlar.
The Return of a Man Called Horse (1976)
22 Şubat 2024
İlk filmin devamı olan filmde, hükümet destekli beyaz tuzakçılar, Shashone kabilesi ile anlaşarak Sarı El Siyularının erkeklerinin çoğunu katlederler, kalanlar kendi kutsal topraklarından uzaklaşmak zorunda bırakılır.

Beş yıl kabileyle birlikte yaşayan, At ismiyle tanınan Kildare'nin 8. Kontu John Morgan ise 3 yıldır İngiltere'dedir ve içinde büyük bir huzursuzluk duymaktadır, aklı hep birlikte yaşadığı, hayatın anlamını bulduğu Sioux kabilesindedir ve onlara dönmek için İngiliz nişanlısını ve mülkünü bırakıp derhal Dakota'ya döner. Döndüğünde Sarı El halkının büyük ölçüde katledildiğini veya köleleştirildiğini görür.

John Sarı El kabilesini bulur ama halk bitap düşmüş, hayattan ümidini kesmiştir, dini inanışlarına göre ancak gaspçıların üzerine doğaüstü bir cezanın indiği takdirde kurtuluşa ereceklerini düşünmektedirler. Kısa sürede halkı motive eden John tuzakçıların kalesini alt etmek için bir strateji tasarlamaya başlar ve Kızılderilileri doğrudan harekete geçmeye ikna eder.

Sarı El kaybettikleri kazanabilecek midir? Ya John o kaybettiği iç huzuru, hayatın anlamını tekrar bulabilecek midir? Güzel bir devam filmi, bu seriyi izleyen herkes gerçek sinema keyfini alacaktır. Sırada 3. bölüm var.
A Man Called Horse (1970)
22 Şubat 2024
Sen ne harika bir filmsin yahu... Sen filmsen diğer çöpler ne acaba? Boşa para harcanmış yığınlarca film denen yapımlar.. Yapımcının, yönetmenin senaristlerin oyuncuların ellerinden öpülmeli çünkü harika bir Kızılderili kültürü filmi çekmişler.

Tamamı Sioux Kızılderili bölgesinde geçen filmin hikayesini, yazar Dorothy M. Johnson'ın ilk olarak 1950'de Collier's dergisinde ve tekrar 1968'de Johnson'ın Indian Country adlı kitabında " A Man Called Horse " adlı kısa öyküsünde yazmış.

Konu: 1821 yılında İngiliz aristokrat Lord John Morgan, Dakota bölgesinde av için kamp yaptıkları bölgede Sioux kabilesinin bir kolu olan şef "Sarı Eller" tarafından yakalanıp esir alınır ve köleleştirilir. Ona Shunkawakan yani At adını verirler. At (R.Harris) bu maneviyata dayalı yaşayan kabilenin yaşam tarzında dünyada her zaman aradığı şey olan bütünlük duygusunu bulabilecek midir?

R.Harris harika bir oyuncu, her filminde onun o oyunculuk hırsını görmekten zevk alıyorum ve burada da hakkını vermiş, Film eleştiriler de almış elbette, şöyle ki;

Alıntı:
Filmin beyaz yerleşimcilerin ve Amerikan Kızılderililerinin bakış açılarını paylaştığı iddia ediliyor. Ancak birçok kişi filmi sert bir şekilde eleştirdi. Buffy Sainte Marie dedi ki:

A Man Called Horse gibi sözde otantik filmler bile şimdiye kadar izlediğim en beyaz filmler.

Vine Deloria, Jr. ( Standing Rock Dakota ) şunları söyledi:

A Man Called Horse gibi filmlerden öğrendiğimiz gibi , bir filmin ne kadar 'doğru' ve 'otantik' olduğu söylenirse, Kızılderilileri yanlış tanıtmasının en azından bazı yönleri açısından o kadar abartılı olması muhtemeldir.

Bu, Siyuları baş kahramanlar olarak tasvir etmeye ve kültürlerini övmeye çalışan ilk Amerikan Western filmiydi, ancak Kızılderili izleyicileri açısından yetersiz kaldı çünkü filmin beyaz izleyicilere hitap edecek ana karakterleri olarak hâlâ önde gelen Beyaz aktörler vardı.


Fim zamanında eleştiri almış olsa da ben çok uzun zamanlardır sadece Kızılderililerden oluşan, onları anlatan bir film arıyordum ve aradığımı buldum ayrıca Kızılderili kabul töreni (Güneşe Yemin) ve kabileye kabul ediliş törenleri gibi törenleri görmek güzeldi. Ender rastlanan bir yapım, kıymetini bilmek gerek. Şimdi filmin devam filmine geçebilirim.
Türkçe Altyazı © 2007 - 2024